9- Adil Yargılanma Hakkı

3945

Soruşturma ve kovuşturma aşamasında “Adil yargılanma hakkı” ihlal edilmiştir.

SORUŞTURMA VE KOVUŞTURMA AŞAMASINDA “ADİL YARGILANMA HAKKI” İHLAL EDİLMİŞTİR.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin “Adil yargılanma hakkı” başlığı altında şu hükümlere yer verilmiştir;

“1. Herkes, gerek medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili nizalar, gerek cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini istemek hakkına sahiptir. Hüküm açık oturumda verilir; ancak, demokratik bir toplumda genel ahlak, kamu düzeni ve ulusal güvenlik yararına, küçüklerin korunması veya davaya taraf olanların özel hayatlarının gizliliği gerektirdiğinde, veya davanın açık oturumda görülmesinin adaletin selametine zarar verebileceği bazı özel durumlarda, mahkemenin zorunlu göreceği ölçüde, duruşmalar dava süresince tamamen veya kısmen basına ve dinleyicilere kapalı olarak sürdürülebilir.

  1. Bir suç ile itham edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar suçsuz sayılır.
  2. Her sanık en azından aşağıdaki haklara sahiptir:
  3. a) Kendisine yöneltilen suçlamanın niteliği ve nedeninden en kısa zamanda, anladığı bir dille ve ayrıntılı olarak haberdar edilmek;
  4. b) Savunmasını hazırlamak için gerekli zamana ve kolaylıklara sahip olmak;
  5. c) Kendi kendini savunmak veya kendi seçeceği bir savunmacının yardımından yararlanmak ve eğer savunmacı tutmak için mali olanaklardan yoksun bulunuyor ve adaletin selameti gerektiriyorsa, mahkemece görevlendirilecek bir avukatın para ödemeksizin yardımından yararlanabilmek;
  6. d) İddia tanıklarını sorguya çekmek veya çektirmek, savunma tanıklarının da iddia tanıklarıyla aynı koşullar altında çağırılmasının ve dinlenmesinin sağlanmasını istemek;
  7. e) Duruşmada kullanılan dili anlama dışı veya konuşma dışı takdirde bir tercümanın yardımından para ödemeksizin yararlanmak.”

Anayasamızın 36/1 Maddesinde de herkesin “adil yargılanma hakkına sahip” olduğu hüküm altına alınmıştır. Anayasa’da adil yargılanma hakkının kapsamı düzenlenmediğinden bu hakkın kapsam ve içeriğinin, AİHS’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesi çerçevesinde belirlenmesi gerekir. AİHS’nin adil yargılanma hakkını düzenleyen 6. Maddesinde adil yargılanmaya ilişkin hak ve ilkelerin “medeni hak ve yükümlülükler ile ilgili uyuşmazlıkların” ve bir “suç isnadının” esasının karara bağlanması esnasında geçerli olduğu belirtilerek hakkın kapsamı bu konularla sınırlandırılmıştır. Hak arama hürriyetinin ihlal edildiği gerekçesiyle bireysel başvuruda bulunabilmek için, başvurucunun ya medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili bir uyuşmazlığın tarafı olması ya da başvurucuya yönelik bir suç isnadı hakkında karar verilmiş olması gerektiği anlaşılmaktadır.

Adil yargılanma hakkı, hukukun üstünlüğüne bağlı demokratik toplumun temel değerlerini yansıtan bir haklar ve ilkeler bütünüdür. Bu madde, hem bir dizi hakkı içermesi ve hem de çok fazla davada ileri sürülmesi ve uygulanması nedeniyle, Sözleşme’nin en önemli maddelerinden biridir. Bu madde, Sözleşme’nin başlangıcında yer alan ‘hukukun üstünlüğü’ ilkesi ışığında yorumlanır. 7. Protokolün 2. maddesindeki cezai konularda üst başvuru/temyiz hakkı, aynı Protokolün 4. maddesindeki iki kez yargılanmama ve cezalandırılmama hakkı, adil yargılanma hakkını bütünleyen haklardır.[1]

Anayasa’nın 36. maddesi ile kişilere, medeni hak ve yükümlülükler ile ilgili uyuşmazlıklar yanında, cezai alanda yöneltilen suçlamaların da (suç isnadı) karara bağlanmasını isteme hakkı tanınmıştır. Suç isnadı, bir kişiye suç işlediği iddiasının yetkili makamlar tarafından bildirilmesidir (Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. Eckle/Almanya, B. No: 8130/78, 15/07/1982 ve Deweer/Belçika, B. No: 6903/75, 27/2/1980,)

Adil yargılanma hakkı hukuk devletinin olmazsa olmaz ilkelerinden biridir. AİHM adil yargılanma ilkesine ilişkin ilke bazında şu içtihatlara yer vermiştir; “Adil yargılanma hakkı demokratik bir toplumda öyle önemli bir yer tutar ki, bunun dar yorumlanması meşru görülemez. (Perez/Fransa [BD], B. No: 47287/99, 12/2/2004,). “Diğer temel hak ve özgürlüklerden farklı olarak adil yargılanma hakkı, kişilere, hakkın kapsamına giren uyuşmazlıklara ilişkin yargılamalar yönünden “usuli güvenceler” sağlar (Anghel/İtalya, B. No:5968/09, 25/6/2013,). “ Adil yargılanma hakkı kapsamında, yargılamanın adil olup olmadığı, onun “bütünü” dikkate alınarak değerlendirilir (Al-Khawaja ve Tahery/Birleşik Krallık [BD] , B. No: 26766/05, 22228/06, 15/12/2011). “Bireysel başvuru kapsamındaki hakların soyut ve teorik olarak değil, “uygulanabilir” ve “etkili” şekilde korunması gerekir. Bu ilke, demokratik bir toplumdaki önemli yeri dikkate alındığında, adil yargılanma hakkı yönünden özellikle geçerlidir. (Stanev/Bulgaristan [BD], B. No: 36760/06, 17/1/2012), ”

AİHM, Mahkeme, henüz kovuşturma başlamadan meydana gelmiş usulsüzlükleri de dikkate alır. Mahkeme, bir yargılamanın adil olup olmadığını değerlendirirken, bu usulsüzlüklerin yargılamanın ileri aşamalarında giderilip giderilmediği konusunu da inceler (Miailhe no. 2, §43).[2]

Adil Yargılama Hakkı Kapsamında Değerlendirilecek Hususlar;

Kanunla Kurulmuş, Bağımsız ve Tarafsız Yargı Yerinde Yargılanma Hakkının ihlali

Mahkemelerin “bağımsızlığı ve tarafsızlığı” adil yargılanmanın koşulları arasındadır. Mahkemelerin bağımsızlığı, genellikle hâkimlerin bağımsızlığı ile eş anlamlı kullanılmakta ve biri diğerinin nedeni ve doğal sonucu olarak anlaşılmaktadır. Hâkimlerin bağımsızlığı, onlara tanınan bir ayrıcalık olmayıp, her türlü etki, baskı, yönlendirme ve kuşkudan uzak olarak adalet dağıtacakları yolundaki güven ve inancı yerleştirme amacına yöneliktir. Demokratik bir toplumda, hâkim bağımsızlığının yalnız yürütme organına karşı değil, devlet yapısı içindeki tüm kurum ve kuruluşlar ile kişilere karşı da sağlanması gerekir. Başka herhangi bir kişi, kurum veya organdan emir almamak, yasamanın, yürütmenin ve diğer dış unsurların etki alanının dışında olmak, baskı altında olmamak şeklinde tanımlanan bağımsızlık, tarafların etki alanının dışında kalmayı, dava taraflarına karşı bağımsızlığı da kapsamaktadır.

Bir yargı organının “bağımsız” olup olmadığı, “üyelerinin atanma yöntemi” ve “görev süreleri”, “dış baskılara karşı güvencelerin varlığı” ve “organın bağımsız bir görüntü vermesi” hususları dikkate alınarak belirlenir. Hâkimlerin görev süreleri boyunca azledilememeleri bağımsızlığın bir gereğidir. Kuvvetler ayrılığı önemli olmakla birlikte, yargısal görevlerini yerine getirirken özgür olmaları şartıyla hâkimlerin, yürütme veya yasama tarafından atanmalarına izin verilebilir. (Maktouf ve Damjanovıć/Bosna Hersek [BD], 2312/08, 34179/08, 18/7/2013).

Yargıtay’da görev yapan tüm üyelerin görevlerine 23.07.2016 Tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6723 Sayılı Yasa İle son verilip, HSYK tarafından yeni üye seçimi yapılmıştır. Yasa ile Yargıtay üyelerinin görevlerine son verilmesi “yargı bağımsızlığı”, “hakimlik teminatı” ve “hukuk devleti” ilkelerine aykırıdır. Bir mahkemenin en önemli unsurlarından biri de bağımsız olmasıdır. (D.N. / Isvicre). Bağımsızlığın en önemli göstergesi, bir mahkemenin üyelerinin görev süreleri dolmadan o mahkeme üyeligine son verilememesidir (Campbell ve Fell / Ingiltere, para. 80 – Lauko / Slovakya, para. 63). Yargıtayın tüm üyeleri yasaya göre 65 yaşına kadar bu görevlerine sürdürebilme hakkına sahipken, yasal süreleri dolmadan tüm Yargıtay üyelerinin görevlerine son verilmesi Yüksek Mahkemenin bağımsızlığını ortadan kaldırmıştır. Bu nedenle bağımsız mahkeme önünde yargılanma hakkına aykırılık, adil yargılama ilkesinin ihlali anlamına gelecektir.

Hakimin Reddi Bölümünde somut olgulara dayalı olarak ayrıntılı şekilde açıklandığı üzere, Mahkemenin ve mahkemede görev yapan Hakimlerin fonksiyonel olarak, (görevlerini yerine getirilme tarzları itibari ile) ve organik olarak, (mahkemenin kuruluş şekli ve yargı bağımsızlığına ilişkin çalışma koşulları itibariyle) tarafsızlıklarını yitirdikleri, AB yetkili kurumlarının resmi raporlarına yansıdığı üzere Yargı bağımsızlığının büyük oranda ortadan kalkmış olduğu gözetildiğinde bu durumun Adil Yargılanma İlkesin ihlal edeceği açıktır.

Makul sürede yargılanma hakkı

Sözleşme’nin 6(1). Fıkrasında yer alan üçüncü hak, ‘makul sürede yargılanma hakkı’dır. Yargılanan kişiler haklı olarak, kısa bir süre içinde yargılamanın sonuçlanması beklentisi içindedirler. Bir olayda makul sürede yargılanma hakkının ihlal edilip edilmediğini karara bağlayabilmek için, önce yargılamanın “süresi”, sonra bu sürenin “makul” olup olmadığı belirlenir. Ceza davalarında “süre”, bir kişiye suç isnat edilir edilmez başlar. Kişiye isnadın yöneltilmesi, davanın mahkeme önüne gelmesinden önceki bir tarih de olabilir (Deweer, §42). Başka bir ifadeyle, kişi ceza hukuku bakımından zanlı kabul edildiği andan itibaren süre başlar (Neumeister, §81). Bu, ilke olarak kişiye isnadın resmen bildirildiği zamandır. Kişinin gözaltına alınması, hakkında iddianame düzenlenmesi veya başka bir tarzda suç isnadının yöneltilmesiyle ceza yargılamasında süre başlar (Metzger, §31). Ceza davalarında süre, temyiz incelemesi dâhil, bütün yargılamanın sona ermesi ile tamamlanır.

Yargılama süresinin makul olup olmadığı, davanın şartlarına göre değerlendirilmelidir. Bu çerçevede, “davanın karmaşıklığı”, “başvurucunun ve yetkililerin tutumları” ve “uyuşmazlık kapsamında başvurucu yönünden tehlikede olan şey” şeklindeki kriterler dikkate alınmalıdır. Sadece “devlete atfedilebilecek gecikmeler”, makul sürede yargılama yönünden başarısız olunduğu sonucuna varmayı haklı kılabilir (İdalov/Rusya [BD],B. No: 5826/03, 22/05/2012). Madde 6 § 1, taraf devletlere, hukuk sistemlerini, mahkemelerin adil yargılanma hakkının gerekliliklerine uyum sağlayabilecekleri şekilde “organize etme yükümlülüğü” yüklemektedir. Adaletin yönetiminde, onun etkililiği ve güvenilirliğini tehlikeye atan gecikmeler olmaması gerekir (Apicella/İtalya [BD], B. No: 64890/01, 29/03/2006).

AİHM’ in içtihatları çerçevesinde benim hakkımda 15 Temmuz Darbe girişiminin hemen sonrasında soruşturma başlatıldığı, “davanın karmaşıklığı” durumunun söz konusu olmadığı, arama, gözaltı ve tutuklama kararları verildiği halde soruşturmanın tamamlanarak benim hakkımdaki iddianamenin hazırlanmasının 1 yıla yakın süre alması nedeni ile hakkımda soruşturmanın “makul” sürede tamamlandığından söz edilemez. Bu durum adil yargılanma hakkının ihlalini oluşturmaktadır.

3-Hakkaniyete Uygun Yargılanma Hakkı

Sözleşme’nin 6. maddesinde yer alan diğer önemli hak, adil muhakeme/hakkaniyete uygun yargılanma (fair hearing) hakkıdır. Adil muhakeme hakkı, adil bir karar elde etme hakkı anlamına gelmez. Bu nedenle, Mahkeme’nin adil muhakeme hakkının ihlal edildiğini tespit ettiği davalarda ulusal mahkemeler tarafından verilmiş kararın yanlış olduğu anlamına gelmez. Başka bir anlatımla, Mahkeme’nin adil muhakeme hakkına aykırılık saptadığı bir yargılama daha sonra iç hukukta yeniden görülebilir. Bu yeniden görülme sonrasında ulusal mahkemelerin ilk yargılamada vardıkları sonuca varmaları mümkündür. (Barbera, Messegue ve Jabardo (50. md))

Adil yargılanma hakkının unsurlarından biri de silahların eşitliği ilkesidir. Silahların eşitliği ilkesi davanın taraflarının usuli haklar bakımından aynı koşullara tabi tutulması ve taraflardan birinin diğerine göre daha zayıf bir duruma düşürülmeksizin iddia ve savunmalarını makul bir şekilde mahkeme önünde dile getirme fırsatına sahip olması anlamına gelir.

“Hakkaniyete uygun yargılanma”nın temel unsuru, yargılamanın “çelişmeli” olması ve taraflar arasında “silahların eşitliği”nin sağlanmasıdır. (Rowe ve Davis/Birleşik Krallık [BD], B. No: 28901/95, 16/2/2000).

“Çelişmeli yargılama” ilkesi, taraflara, dosyaya giren görüşler ve diğer tarafça sunulan deliller hakkında bilgi sahibi olma ve bunlar üzerinde değerlendirme yapma imkânı verilmesi anlamına gelir. Adil yargılanma hakkı, cezai konularda, soruşturma/kovuşturma makamlarının, şüphelinin/sanığın lehine veya aleyhine olarak ellerinde bulundurdukları delilleri savunma tarafına açıklamalarını gerektirir. (Bkz. Rowe ve Davis/ Birleşik Krallık [BD], § 60 ve 61).

“Silahların eşitliği” ilkesi, taraflardan her birinin, karşı tarafa göre önemli bir dezavantaja uğramadan iddia ve savunmalarını ileri sürebilmesini gerektirir (Kress/Fransa [BD], B. No: 39594/98, 7/06/2001). 

CMK’ nın 160/2 Maddesinde “Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.” Hükmü getirilmiştir. Söz konusu hüküm adil yargılanma ilkesi ve silahların eşitliği ilkesi ile doğrudan ilgilidir. Açık hüküm bulunmasına rağmen soruşturma makamı benim lehimde olan hiçbir kanıtı toplamamıştır. Bu durum başlı başına adil yargılanma hakkının ihlalidir. Bunun yanında CMK’ nın 153/2 Maddesi gerekçe gösterilerek soruşturma dosyasından örnek almamız engellenmiştir. Tarafıma soruşturma dosyasında yer alan hiçbir bilgi ve belge verilmemiş, savunma hakkım kısıtlanmış, silahların eşitliği ilkesine aykırı davranılmıştır.

AİHM’ nin Gorou/Yunanistan “No: 2) [BD], B.No: 12686/03, 20/03/2009” kararında açıklandığı üzere “ mahkemeler, Madde 6 § 1 uyarınca kararlarında “gerekçe” göstermekle yükümlüdür. Ancak bu, her iddiaya ayrıntılı yanıt verilmesini gerektirmez. Anılan yükümlülüğün kapsamı, kararın niteliğine göre değişebilir.”

Kararların gerekçesiz olması AİHM tarafından adil yargılanma ilkesinin ihlali olarak kabul edilmiştir. Soruşturma ve kovuşturma aşamasında bir çok karar gerekçesiz olarak verilmiştir. Yasa maddelerinin ard arda sıralanması gerekçe olarak kabul edilemez. Somut ve olgulara dayalı bir gerekçenin bulunmaması adil yargılama hakkının ihlalini oluşturmaktadır.

4-Masumiyet Karinesinin İhlali

Masumiyet karinesi, kişinin suç işlediğine dair kesinleşmiş bir yargı kararı olmadan suçlu olarak kabul edilmemesini güvence altına alır. Bunun sonucu olarak, kişinin masumiyeti “asıl” olduğundan suçluluğu ispat külfeti iddia makamına ait olup, kimseye suçsuzluğunu ispat mükellefiyeti yüklenemez. Ayrıca hiç kimse, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar yargılama makamları ve kamu otoriteleri tarafından suçlu olarak nitelendirilemez ve suçlu muamelesine tabi tutulamaz. Masumiyet karinesi kural olarak, hakkında bir suç isnadı bulunan ve henüz mahkûmiyet kararı verilmemiş kişileri kapsayan bir ilkedir.

Anayasanın 38. maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan masumiyet ilkesi, bir suçla itham edilen kimseler açısından, Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında öngörülen adil yargılanma hakkının en önemli güvencelerinden birini oluşturur. Buna göre, masumiyet karinesi, kişinin suç işlediğine dair kesinleşmiş bir yargı kararı olmadan suçlu olarak kabul edilmemesini güvence altına alır. Bunun sonucu olarak, kişinin masumiyeti “asıl” olduğundan suçluluğu ispat külfeti iddia makamına ait olup, kimseye suçsuzluğunu ispat mükellefiyeti yüklenemez. Ayrıca hiç kimse, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar yargılama makamları ve kamu otoriteleri tarafından suçlu olarak nitelendirilemez ve suçlu muamelesine tabi tutulamaz.

Kamu otoriteleri veya görevlileri tarafından, hakkında soruşturma veya kovuşturma yürütülen kişiyle ilgili olarak, yargılama süreci bir mahkûmiyet hükmüyle kesinlik kazanmadan, suçluluğa dair herhangi bir kanaat ifade etmiş olması ya da ceza yargılaması mahkûmiyet dışında bir kararla sona ermesine rağmen, sona ermeye ilişkin kararda sanığın suçlu olabileceğinin ifade edilmiş olması durumunda masumiyet karinesinin ihlali söz konusu olabilecektir (benzer bir karar için bkz. Panteleyenko/Ukrayna, B. No: 11901/02, 29/6/2006)

Yargı teşkilatının en üst kurumları ve temsilcilerinin 15 Temmuz darbe girişiminin faili konusunda henüz yargılamalara dahi başlanmadığı halde yürütme organı ile söylem birliği içerisinde masumiyet karinesini ve adil yargılamayı etkileyecek nitelikte açıklamalarda bulundukları görülmektedir. Yargı mensupları ile ilgili atama, terfi, disiplin (meslekten çıkarma ve diğer cezalar), mesleğe kabul ve sair halleri hakkında karar vermeye yetkili kurum olan HSYK’ nın Başkanvekili Mehmet YILMAZ, 22 Eylül 2016 tarihinde Cumhuriyet Gazetesine verdiği beyanatında; “Biliyorsunuz bu örgütün silahlı terör örgütü olup olmadığı konusunda tartışma vardı. Bunun kriminal hale gelmesi için silahlı terör örgütü tespitinin yapılması gerekiyordu. … O gün, darbe gecesi bu örgütün terör örgütü olduğu yönünde ayan beyan, kimsenin karşı çıkamayacağı deliller çıkınca Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Türk Ceza Kanununun örgüt üyeliği suçunu düzenleyen 314. maddesi gereği soruşturma açtı.”[3] Demiştir. YILMAZ’ın, 12 Ekim 2016 tarihli beyanatında ise; “Bunlar örgüt ama ne örgütü dendiğinde ‘hizmet örgütü’ deniyordu. MGK terör örgütü kapsamına alsa da Avrupa’dan da aynı sesler geliyordu, bize ‘İdari tasarrufla silahlı terör örgütü yaratamazsınız’ denildi. 15 Temmuz gecesi, bu örgütün silahlı terör örgütü olduğu konusunda kimsenin kafasında kuşku kalmadı.” [4] dediği görülmüştür. Bu konuda HSYK’nın diğer üyelerinin de aynı görüşte oldukları, müteaddit kez verilen verilen ihraç kararlarında “15/07/2016 tarihinde darbe girişiminde bulunan FETÖ/PDY örgütüne …” biçiminde kendini göstermiş ve iddia konusu FETÖ/PDY örgütü hakkında açıklamalarda bulunulmuştur.

Darbe yargılamalarını yapan mahkemelerce verilecek kararların temyiz mercii olan Yargıtay Başkanlığı ise 21 Kasım 2016’da yayınladığı basın açıklamasında 15 Temmuz olayını “FETÖ/PDY Terör Örgütü üyesi teröristler tarafından demokrasimize ve hukuk devletine karşı yapılan darbe girişimi” olarak nitelediği görülmektedir. [5]

HSYK Başkanvekili ve Yüksek Yargı organı temsilcilerinin kesin kanaat ve ihsas-ı rey içeren açıklamalarda bulunması dikkate alındığında, deliller ne olursa olsun veya olayın gerçek faili kim olursa olsun, mahkemelerin, iktidarın ve iktidara bağlı bir kurum gibi çalışan HSYK’ nın tezine aykırı karar vermelerinin mümkün görülemeyeceği, söz konusu açıklamaların “masumiyet ilkesine” ve “Adil yargılanma ilkesine” aykırılık teşkil edeceği açıktır.

Öte yandan hâkim ve Cumhuriyet savcılarına ilişkin ihraç listeleri HSYK’nın resmi sitesinden ilan edilmiş, Resmi Gazete’de ve internet haber sitelerinde açık bir şekilde yayımlanmıştır. Yürütme organı üyeleri ve resmi yetkililer tarafından, ilgili yargı mensuplarının suçlu olduğuna ilişkin yetkili mahkemece henüz bir karar verilmediği, soruşturmanın devam sürdüğü bir aşamada, “terör örgütü üyesi” olduklarına yönelik yapılan açıklama ve beyanlar ile basın ve yayın organlarında yer verilen haber ve yorumlar, masumiyet karinesini ve adil yargılamayı etkileyecek niteliktedir. [6]

Bunlardan en vahimi HSYK Başkanvekili olarak ihraç kararlarına imza atan Mehmet Yılmaz’ın @mehmetyilmaz073 isimli twitter hesabından attığı 13.08.2016 tarihli mesajıdır. Bu mesajda; “Hain darbe teşebbüsü sonrası, silahlı terör örgütü üyesi oldukları hususu kesin kanıtlanan yargı mensupları hızla görevden uzaklaştırıldı” denilmektedir.[7] Söz konusu mesajda, henüz ihraç kararının da verilmediği bir aşamada soruşturmadan çekinmeyi gerektirecek şekilde ihsas-ı reyde bulunulmasının yanı sıra, haklarında yargı kararı bulunmayan yargı mensuplarının silahlı terör örgütü üyesi oldukları ilan edilmek suretiyle masumiyet karinesi alenen ve fütursuzca ihlal edilmiştir. Mehmet Yılmaz’ın benzer nitelikte çok sayıda basın açıklaması da mevcuttur[8] Böylece, ileride yargılama konusu yapılacak olan olaylar hakkında, yargı mensupları ile ilgili atama, yetki, disiplin, terfi, mesleğe kabul ve sair halleri hakkında karar vermeye yetkili makamda bulunan bir kişi tarafından yapılmış olan bu tür açıklamalarla soruşturma makamları ve mahkemeler etki altına alınmış, Anayasanın 38. maddesi ile AİHS’nin 6/2 maddesinde yazılı bulunan masumiyet karinesi açıkça ihlal edilmiştir.

5-Asgari Şüpheli/Sanık Hakları

Madde 6 § 3’te yer alan ve “suç isnadı altındaki kişilere ilişkin olan “suçlamayla ilgili bilgilendirilme”, “savunma için yeterli zaman ve kolaylıklara sahip olma”, “bizzat, müdafii vasıtasıyla veya adli yardımla savunma”, “tanık dinletme ve tanık sorgulama” ile “çevirmenden ücretsiz yararlanma” hakları, Madde 6 § 1’de koruma altına alınmış daha genel nitelikteki “hakkaniyete uygun yargılanma” hakkının özel görünüm şekilleridir (Sakhnovskiy/Rusya [BD], B. No: 21272/03, 2/11/2010,; Asadbeyli ve Diğerleri/Azerbaycan, B. No: 3653/05 14729/05 16519/06, 11/12/2012, -132). Bu nedenle madde 6 § 3’teki özel güvencelerin, madde 6 § 1’de yer alan hakkaniyete uygun yargılanma hakkı ışığında değerlendirilmesi gerekir. Diğer taraftan 6. maddenin (3) numaralı fıkrasının (a-e) bentlerinde düzenlenen güvenceler arasında da bağ bulunmakta olup bunlardan her biri yorumlanırken diğerleri dikkate alınmalıdır. (Bkz. Pélissier ve Sassi/Fransa [BD], B. No: 25444/94, 25/3/1999)

Hakkımda yürütülen soruşturmada CMK’ nın 153/2 Maddesi gerekçe gösterilerek suret almama ve dolayısıyla suçlama ile ilgili yeterli bilgiye sahip olamama izin verilmemiştir. Bunun yanında haksız olarak tutuklanmam nedeni ile cezaevi koşullarında savunma için gerekli teknik donanım, gerekli ortam talebe rağmen sağlanmamış, savunma için yeterli imkan ve kolaylık temini şartı yerine getirilmediğinden adil yargılanma ilkesi ihlal edilmiştir. Mahkeme tarafından, ivedi olarak açıklanan tüm adil yargılanma hakkı ihlallerinin sona erdirilmesi hukuki zorunluluk oluşturmaktadır.

[1] Prof. Dr. Osman DOĞRU, Dr. Atilla NALBANT, insan Hakları Avrupa Sözleşmesi, 1. Cilt, s.609 vd

[2] Aynı eser s.610

[3] http://www.cumhuriyet.com.tr/m/haber/turkiye/604177/HSYK__ihraclarin_neden_darbeyi_bekledigini_acikladi.html

[4] http://www.cumhuriyet.com.tr/m/koseyazisi/614303/HSYK_Baskanvekili__Avrupa_tercumeyi_bile_beklemedi.html

[5] http://www.yargitay.gov.tr/sayfa/basin-aciklamasi/documents/21112016BasinAciklamasi.pdf

[6] http://aa.com.tr/tr/15-temmuz-darbe-girisimi/aciga-alinan-hakim-ve-savcilarin-isimleri-belirlendi/609286

http://www.sabah.com.tr/gundem/2016/08/25/2847-hakim-ve-savci-ihrac-edildi-iste-hsyknin-ihrac-listesi

http://www.karar.com/guncel-haberler/hsyk-yeni-ihrac-listesi-267567

http://www.hurriyet.com.tr/2-bin-745-hakim-ve-savci-icin-gozalti-karari-cikti-40149496

[7] https://twitter.com/mehmetyilmaz073/status/764417027792637952

[8] https://twitter.com/mehmetyilmaz073/status/768471197893922816

http://hukukmedeniyeti.org/haber/10801/

http://www.memleketimbolu.com/haber/13335/yilmaz-feto-listesi-bir-gecede-yapilmadi-3-yildir-calisiyorduk