BM İnsan Hakları Konseyi Keyfi Tutuklamalar Çalışma Grubuna Başvuru Şekli ve Şartları

5647

“No one shall be subjected to arbitrary arrest, detention or exile” (Universal Declaration of Human Rights, article 9)

“Hiç kimse keyfi tutuklama, gözaltı ya da sürgüne tabi tutulmayacak” (İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, madde 9)

1-“Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Keyfi Tutuklamalar Çalışma Grubu” ne demektir?

Adından da anlaşılacağı üzere Birleşmiş Milletler Teşkilatı bünyesinde bulunan İnsan Hakları Komisyonunun 47.oturumunda 1991/42 sayılı kararı ile üç yıllık süre için beş bağımsız uzmandan oluşturulmuş bir yapıdır.

Çalışa Grubunun çalışma süresi son olarak 2016 yılında üç yıl süre ile yeniden uzatılmıştır.

2-Çalışma Grubu Nasıl Çalışmaktadır?

Çalışma Grubu;

  • bahar oturumunda kendi içinden bir yıllık bir dönem için bir Başkan-Raportör ve iki Başkan Yardımcısı seçmektedir.Seçilenler bir yılın sonunda tekrar seçilebilmektedir.
  • Başkan-Raportör Çalışma Grubunu yaratan ve yenilenen kararların Çalışma Grubuna yüklediği fonksiyonlarını ve Çalışma Grubunun kararlarını yerine getirir.(Yerine getirilmesi konusunda gerekenleri yapar)
  • Başkan Yardımcılarından biri bireysel şikayetlerin (incelenmesi, tartışmaya hazırlanması vs) konusunda baş sorumludur. Diğer başkan yardımcısı ise Çalışma Grubunun aldığı kararların/ eylemlerinin takibi konusunda esas sorumludur.
  • Çalışma grubu senede en az üç kez beş günden sekiz güne kadar sürecek şekilde, genellikle Cenevre’de, bir araya gelmektedir.
  • İnceleme konusu davada veya ilgili ülke ziyaretinde, ziyaretle iligili raporun hazırlanasında, veya herhangi bir menfaat çatışması durumunda, ilgili ülkenin vatandaşı olan Çalışma Grubunun üyesi bu faaliyetlere katılamamaktadır.
  • Çalışma Grubumu herbir dava ve durumlar için yaptığı müzakereler sonucunda ulaştığı görüşlerini yıllık rapor halinde liste şeklinde İnsan Hakları Konseyine sunar. Çalışma Grubu görüşlerini oybirliği ile oluşturur ancak oybirliği sağlanamıyorsa çoğunluğun görüşü Çalışma Grubunun görüşü olarak kabul edilir.

3-Bu “Çalışma Grubu”nun görevi nedir?

Çalışma Grubu özgürlükten keyfi olarak mahrum bırakılma davalarını (vakıalarını) araştırmakla ve bu konuda hazırladığı kapsamlı raporları İnsan Hakları Komisyonuna sunmakla görevlidir.

4-Çalışma Grubunun görevini yerine getirirken referans aldığı uluslararası metinler nelerdir?

Çalışma Grubu (ÇG) görevini yerine getirirken İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinde belirlenen ilgili uluslararası standartları referans almaktadır. Bunun yanında ayrıca (soruşturma konusu olayda taraf olan) devlet tarafından kabul edilen ilgili uluslararası araçları, özelde de Medeni ve Siyasi Haklar Üzerine Ulusl ararası Sözleşme, 1951 tarihli Mültecilerin Statüsüne ilişkin Sözleşme, Her türlü Irk Ayırımcılığının Ortadan Kaldırılması üzerine Uluslararası Sözleşme ve uygun olduğu ölçüde aşağıda sayılanları da içeren ilgili diğer standartları da dikkate almaktadır.

    1. Herhangi Bir Şekilde Tutuklu Ve Hükümlülerin Korunması İçin Öngörülen Kurallar Bütünü, (The Body of Principles for the Protection of All Persons under Any Form of Detention or Imprisonment)
    2. Mahkûmlara Uygulanacak Muameleye İlişkin Standart Asgari Kurallar (The United Nations Standard Minimum Rules for the Treatment of Prisoners (the Nelson Mandela Rules);
    3. Özgürlüğü Elinden Alınmış Çocukların Korunmasına İlişkin Birleşmiş Milletler Kuralları, (The United Nations Rules for the Protection of Juveniles Deprived of their Liberty)
    4. Çocuk Adalet Sisteminin Uygulanması Hakkında Birleşmiş Milletler Asgari Standart Kuralları (The United Nations Standard Minimum Rules for the Administration of Juvenile Justice (the Beijing Rules)
    5. Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme (The Convention on the Rights of the Child);
    6. Tüm Göçmen İşçilerin ve Aile Fertlerinin Haklarının Korunmasına Dair Uluslararası Sözleşme (The International Convention on the Protection of the Rights of All Migrant Workers and Members of Their Families.)

5-Çalışma Grubuna müracaat nasıl yapılır?

Çalışma Grubuna müracaat (iletişim) Çalışma Grubu sekreterliğine sunulacak yazılı bir dilekçe ile yapılır.Mümkün ise (ki olayın daha iyi anlaşılması/kavranması için daha iyi olacağı ilgili kurum tarafından belirtilmektedir) ekte sunulan anket tarzında hazırlanmış belgenin doldurulması ve başvuruya eklenmesi uygun olacaktır.

Dilekçede dileçeyi gönderenin ad, soyad ve adresi ile opsiyonel olarak telefon, faks, teleks numaraları ve/veya elektronik posta adresinin yer alması gerekir. (Eğer ekte sunduğum anket doldurulur ise dilekçede ayrıca yurakıda belirttiğim hususların yer almasına gerek yoktur)

6-Acil Eylem Prosedürü Nedir?

Aşağıdaki durumlarda “acil eylem” olarak bilinen bir prosedüre başvurulabilir:

  1. Bir kişinin keyfi olarak özgürlüğünden yoksun bırakıldığı ve bu yoksunluğun devam etmesinin, o kişinin sağlığı, fiziksel veya psikolojik bütünlüğü veya hatta yaşamı için ciddi bir tehdit oluşturduğu konusunda yeterli derecede güvenilir iddiaların bulunduğu durumlarda,
  2. Böyle bir tehdidin var olduğu iddia edilmediğinde dahi, acil eylemi gerektiren belirli koşullar vardır.

Çalışma Grubu, Hükümete acil bir talep gönderdikten sonra, (ayrıca) özgürlüğünden yoksun bırakmanın keyfi olup olmadığı hakkında karar (görüş) vermek için, başvuruyu (hükümete) olağan prosödür dahilinde gönderebilir. Tamamen insani bir niteliğe sahip olan bu tür itirazlar, Çalışma Grubu’nun verebileceği herhangi bir fikri hiçbir şekilde önceden değerlendirmemektedir. (yani acil eylem niteliğinde verilen karar (görüş) ÇG’nun olağan prosödüre göre vereceği karar için belirleyici nitelikte değildir.)Hükümet, acil eylem prosedürü ve düzenli prosedür için ayrı ayrı cevap vermelidir.

Başkan Raportörü veya yokluğunda Başkan Yardımcıları acil harekete geçilmesi gereken durumlarda başvuruyu en hızlı şekilde Dışişleri Bakanlığına, ilgili ülkenin (Birleşmiş Milletlerdeki) daimi temsicilsi vasıtasıyla gönderir.

7- Başvuru dilekçesi (ve mümkün ise ekte sunduğum anket tarzında doldurulmuş formun) Nereye Gönderilmesi Gerekir? (Bkz. Ek-1)

Working Group on Arbitrary Detention c/o.

Office of the UN High Commissioner for Human Rights United Nations Office at Geneva 8-14 avenue de la Paix CH-1211, Geneva 10 Switzerland

Yukarıda bahsedilen acil eylem prosödürünün işletilmesi gereken durumlarda bu adrese tercihan (41-22) 917.90.06.numaraya fax ile gönderilmelidir.(Ancak bu numaranın halen güncel olup olmadığını bilmiyorum. Tedbiren Fax ile birlikte normal posta ile gönderilmesi uygun olacaktır kanaatindeyim.)

8-Müracaatı kimler yapabilir?

Çalışma Grubuna başvuru haksız tutuklanan ya da gözaltına alınanlar, aileleri veya temsilcileri tarafından yapılabilir. Bu gibi başvurular (iletişimler), hükümetler, hükümetler arası kuruluşlar ve sivil toplum kuruluşları tarafından ve ayrıca insan haklarının korunması ve geliştirilmesi için ulusal kurumlar tarafından da yapılabilir. İleşimin sağlanması için Çalışma Grubu, Conduct for Special Procedures Mandate-Holders of the Human Rights Council Yasasının 9,10 ve 14.maddelerini göz önünde tutmaktadır.

9-Başvuruda yer alması geren bilgiler nelerdir?

Mümkün olduğu müddetçe , dilekçede tutuklama ve gözaltı şartları (oluş şekli), tutuklanan veya gözaltına alınanın adı, soyadı yada herhangi bir şekilde kimliğini belirlemeyi mümkün kılacak diğer her türlü bilginin de bulunması gerekir. Yasal durumunun anlaşılması için özelde de;

  1. Tutuklanma veya gözaltına alınmanın (ya da herhangi bir şekilde özgürlükten mahrum bırakılmanın) yeri ve tarihi, bu işi yaptığı düşünülenlerin kimliği, özgürlüğünden mahrum bırakılının şartlarını (durumunu) aydınlatacak herhangi bir diğer bilgi/bilgiler.
  2. Yetkili makamlarca verilen tutuklama, gözaltına alma yada herhangi bir şekilde özgürlükten mahrum bırakılma gerekçesi,
  3. Olayda uygulanan yasal mevzuat
  4. Haksız tutuklama veya gözaltı işlemine karşı idari ve kazai kurumların yaptıkları soruşturmalar, başvurulan iç hukuk yolları, uluslararası ve bölgesel seviyede atılan adımlar ve bunların sonuçları, veya bu tür başvuruların veya atılan adımların (iç hukuk yönünden, uluslararısı ve bölgesel çapta) etkili olmadığına veya neden böyle bir girişimde bulunulmadığına ilişkin gerekçe.
  5. Özgürlükten mahrum bırakılmanın keyfi olduğuna ilişkin sebepler. (Bu konuda başvuranın, özgürlükten mahrum bırakılmanın neden keyfi olduğu yolundaki düşüncesi,)
  6. Tarafların (kaynakların) sundukları raporlar (dilekçeler), sanki bir duruşmanın öncesinde yapıldığı gibi (mahkemenin duruşma öncesinde taraflarca bilgilendirildiği gibi), rapor edilen olayın tüm yönleri hakkında Çalışma Grubunu bilgilendirme amaçlı olmalıdır. Bu kapsamda –haksız özgürlüğünden mahrum bırakılan kimsenin- geçici veya kesin bir şekilde serbest bırakılması; hapishane şartlarındaki değişiklikler, hapishane alanındaki (hapis tutulan yerin yüzölüçümü vs) değişiklikler gibi..Bilgi yokluğu veya karşı cevabın yokluğu durumları Çalışma Grubunun dava hakkında karar vermemesine yol açabilir.
  7. Çalışma Grubunun çalışmalarını kolaylaştırmak için, Çalışma Grubu sekreteryasından temin edilebilecek anket tarzındaki iletişimin kullanılacağı umulmaktadır.
  8. İnsan Hakları Komisyonunun 1993/36 sayılı kararı ile uyumlu olarak Çalışma Grubu, keyfi olarak özgürlükten mahrum bırakılma oluşturabilecek davaları (olayları) , kendi insiyatifi ile de ele alabilmektedir.

10-İç hukuk yollarının tüketilmemiş olması veya Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi gibi uluslararası mekanizmalara müracaat edilmiş olması başvuru yapmaya engel midir?

Hayır engel değildir. (İç hukuk yollarının tüketilmemiş olmasının başvuruya engel olmadığı Çalışma Grubunun 38/2017 sayılı Kürşat Çevik kararında; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine başvurmanın Çalışma Grubunun vakıayı incelemesine engel olmadığına da 6/2013 sayılı Balyoz kararında açıkça değinilmiştir.)

Ancak Keyfi Tutuklamalar Çalışma Grubuna başvurduktan sonra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, kendisine yapılan başvuruları kabul edilemez bulmaktadır.

11-Çalışma Grubuna müracaat yapıldıktan sonra süreç nasıl işlemektedir?

  1. Çalışma Grubu, başvuru üzerine, ilgili hükümet ile iletişime geçer ve başvurdan ilgili hükümete haber verir ve bu konu hakkında cevap vermesi için kendisine 60 günlük (Çalışma Grubunun başka bir belgesinde 90 günlük süre verileceği belirtilmektedir. Bu sürenin değişken olduğu anlaşılmaktadır.)süre verir. ÇG ilgili hükemete cevap için süre verdiği bu bildiriminde kendisine rapor edilen özgürlükten mahrum edilme olayının keyfi olup olmadığı konusunda yetkili olduğu hususunu da açıklar.
  2. Eğer ilgili hükümet sürenin uzatılmasını talep eder ise, bunun gerekçesini de bildirmek durumundadır. Kendisine bir ayı geçmemek üzere(başka bir belgede bu sürenin iki haftayı geçmeyeceği bildirilmektedir) ek bir süre tanınabilir.
  3. Eğer hükümet kendisine verilen süreler içerisinde cevap vermez ise Çalışma Grubu toplamış olduğu bilgiler ışığında bir karar verebilir. (“Rebii Metin Görgeç” kararında, Hükümet kendisine verilen 60 günlük süre geçtikten sonra savunma için sürenin uzatılmasını istemiş ancak 60 günlük cevap süresinden sonra talepte bulunulduğu ve süre uzatımı talebini haklı kılacak kuvvetli bir gerekçe ileri sürülmediği için talep kabul edilmemiş, başvurucunun verdiği bilgiler doğrultusunda karar verilmiştir.)
  4. Çalışma Grubu gerekli görürse vakıayı araştırmak ve anlamak için (ve çoğu zaman) ilgili ülke ziyaretleri de yapabilmektedir.
  5. Bilgiler toplandıktan sonra (yani dilekçeler teati edildikten sonra) ÇG aşağıdaki şekilde harekete geçebilir. (kararlar alabilir)
    1. Dava ÇG’nun önüne geldikten sonra kişi herhangi bir nedenle serbest kalmış bile olsa, bu kişi hakkında dosya açılır. ÇG, kişinin serbest kalmasına bakmaksızın, dosya bazında, özgürlükten mahrum bırakılmanın keyfi olup olmadığı hakkında karar verebilir.(Rebii Metin Görgeç kararında böyle yapmıştır)
    2. Eğer ÇG özgürlükten mahrum bırakılmanın keyfi olmadığını düşünüyorsa, bu doğrultuda kararını verir. Ancak eğer gerekli görürse, ÇG bu dava hakkında da tavsiyelerde bulunabilir.
    3. Eğer ÇG gerek başvurucudan, gerekse hükümet kanadından daha fazla bilginin verilmesi gerektiğini düşünüyorsa, bu bilgi alınıncaya kadar dosyayı beklemeye alabilir. (Yani “durma” kararı verebilir)
    4. Eğer ÇG özgürlükten mahrum bırakılmanın keyfi olduğunu düşünüyorsa bu kararını (görüşünü) bu yönde verir ve hükümete tavsiyelerde bulunur.
    5. ÇG’nun görüşü ilgili hükümete iletilir. Bu iletimden 48 saat sonra, başvurucu ile iletişime geçilir. Başvurucu bilgilendirildikten sonra ÇG’nun yayınlanmamış ayrıntılı (gerekçeli) görüşü online olarak yayınlanır.
    6. Çalışma Grubu tarafından verilen kararlar (görüşler), yıllık raporunda İnsan Hakları Konseyi’nin dikkatine sunulur.
    7. Hükümetler, başvurucular (kaynaklar) ve diğer taraflar Çalışma Grubu’na, Çalışma Grubunun görüşleri doğrultusunda yapılan tavsiyeleri üzerine takip faaliyetlerini bildirmelidir. Bu, Çalışma Grubunun, İnsan Hakları Konseyi’ni, alınan ilerlemeler ve tavsiyelerin uygulanmasında karşılaşılan zorluklardan ve aynı zamanda herhangi bir eylemde bulunulmamasından haberdar etmesini sağlayacaktır.

12-Çalışma Grubu hangi hallerde tutuklamanın/yakalamanın/alıkonulmanın keyfi olduğuna karar vermektedir?

  1. Özgürlükten mahrum bırakılmanın açık bir şekilde yasal hiçbir dayanağı bulunmuyorsa.(Mesela bir kişi cezasını tamamlamış olmasına rağmen hale tutuklu bulunuyorsa veya hakkında uygulanabilecek bir af kanunu olmasına rağmen cezaevinde ise..)(1. Katagori)
  2. Özgürlükten mahrum bırakılma, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 7, 13, 14, 18, 19, 20 ve 21 maddelerin ve, tarafların ilgili olduğu (Türkiyenin onayladığı) Medeni ve Siyasi Haklara ilişkin Uluslararası Sözleşme’nin 12, 18, 19, 21, 22, 25, 26 ve 27. Maddelerinin garanti altına aldığı haklar veya özgürlüklerinin kullanılmasından kaynaklanıyorsa (yani kişi bu güvence altına alınan bu hakları kullanması sırasında özgürlüğünden mahrum bırakılmış ise) (2.Katagori)
  3. Evrensel İnsan Hakları Beyannamesi’nde ve ilgili Devletlerce kabul edilen ilgili uluslararası belgelerde kurulan adil yargılanma hakkıyla ilgili uluslararası normlara, tamamen veya kısmen uyulmaması, “özgürlükten mahrum bırakılmaya” keyfi bir nitelik verirse…(3.Katagori)
  4. Sığınmacılar, göçmenler veya mülteciler idari veya adli inceleme veya çözüm yolu bulunmaksızın uzun süreli idari gözetime tabi tutulduğunda, (4.Katagori)
  5. Özgürlüğün yoksun bırakılması, doğum, ulusal, etnik veya sosyal köken, dil, din, ekonomik durum, siyasi veya diğer görüş, cinsiyet, cinsel yönelim, engellilik veya herhangi bir diğer statüye dayalı ayrımcılık temelinde uluslararası hukukun ihlalini oluşturduğunda ki bu durum-yani özgürlükten yoksun bırakılma- İnsanoğlunun eşitliliğini gözardı etmeyi amaçlamış olabilir veya böyle bir sonuca neden olabilir.(Katagori 5)

13-Çalışma Grubunun Kararını Yeniden Gözden Geçirmesi Mümkün müdür?

Evet mümkündür.

  1. İstisnai durumlarda, Çalışma Grubu, karar anında bilindiği takdirde Çalışma Grubunu farklı bir sonuca götürecek yeni olguların farkına varırsa görüşlerini kendi insiyatifi ile gözden geçirebilir.
  2. Çalışma Grubu ayrıca, aşağıdaki şartlar altında, ilgili Hükümetin veya başvurucunun talebi üzerine de örüşlerini de gözden geçirebilir.
      1. Gözden geçirme talebin dayandığı vakıalar, Çalışma Grubu tarafından, tamamen yeni olduğu ve eğer karar anında bu vakıalar bilinse idi Çalışma Grubunun kararını değiştirmesine neden olacak nitelikte ise,
      2. Gözden geçirme talebinde bulunan tarafından ileri sürülen vakıalar, talepte bulunan tarafından, öncesinde, bilinmediği yada vakıalara (delillere) erişme imkanının olmaması halinde,

14-Çalışma Grubu emsal niteliğindeki “Rebii Metin Görgeç” ve “Kürşat Çevik” başvuruları hakkında nasıl karar vermiştir?

Rebii Metin Görgeç Kararı:

Çalışma Grubu topladığı bilgiler doğrultusunda, Rebii Metin Görgeç olayında, hükümetin süresi içinde karşı koyamadığı başvurucunun iddiasına göre;

Sayın Görgeç’in herhangi bir tutuklama kararı olmadan 16 Ağustos 2016 tarihinde tutuklandığını, tutuklandıktan ancak 5 gün sonra 21 Ağustos 2016 tarihinde yetkililer tarafından kendisine suçlamaların söylendiğini, resmi bir suçlama olmaksızın tutuklu kaldığnı, tutuklandığı 16 Ağustos 2016 tarihinden ani bir şekilde salıverildiği 26 Kasım 2016 tarihine kadar üç aydan fazla bir süre geçmeine rağmen tutuklamayı yasal kılacak resmi bir suçlamanın kendisine resmi olarak bildirilmediğini, bu durumun Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşmenin 9/2.maddesine aykırılık teşkil ettiğini, zira bu maddeye göre tutuklanan herkesin, tutuklandığı anda, tutuklanma nedenleri ve aleyhine ileri sürülen iddialar hakkında derhal bilgilendirilmesi gerektiğini, buna göre sonuç olarak Sayın Görgeç’in tutuklanmasının keyfi olduğunu ve 1.Katagorinin kapsamına girdiğini;

Yine, hükümet tarafından karşı konulamayan başvurucunun iddialarına göre; tutuklama kararı olmadan özgürlüğünden mahrum bırakılan ve tutuklama sebepleri kendisine tutuklama sırasında bildirilmeyen Sayın Görgeç’in ancak 5 gün polis tarafından sorgulandıktan sonra hakkındaki iddialar hakkında bilgi sahibi olabildiğini, tutuklandıktan sonra da ailesi yada avukatı ile temas kurmasına izin verilmediğini, avukatı ile temas kurmasına izin verildiğinde de görüşme için son derece kısıtlı bir süre tanındığını ve müvekkil-vekil ilişkisinin gizliliğini ihlal eder bir şekilde görüşmelerinin izlendiğini ve kaydedildiğini, daha da ötesinde Sayın Görgeç’in ilk başka yer altında bir polis hücresinde çok kötü (esef verici) şartlarda tutulduğunu ve ağır bir şekilde uykusuz bırakıldığını, (bir çok ciddi sağlık sorunları bulunmasına rağmen gerekli sağlık yardımı almasının engellendiğini bu durumun da Sayın Görgeç’in savunmasını hazırlamasını ve dolayısıyla adil yargılamayı etkileyecek nitelikte bulunduğunu ve Mahkumlara Uygulanacak Muameleye İlişkin Standart Asgari Kurallar’ın 24, 25, 27 ve 30.maddelerini ihlal eder nitelikte olduğunu, tutuklandıktan 8 gün sonra hâkim önüne çıkarıldığında ne kendisine ne de avukatına savunmayı anlamlı kılacak bir biçimde yeterli savunma imkanı tanınmadığını, ifadesini okumadan imzalamaya zorlandığını, bu durumun Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşmenin 9/2 (tutuklama anında tutuklama sebeplerini bildirme); 9/3, 9/4 (derhal hakim önüne çıkarılma); 10/1 (tutukluluk süresince insanca ve kişinin doğuştan sahip olduğu onura saygılı davaranılma); 10/2-a ( sanık durumunda olan kişilere hükümlülerden farklı kendi statülerine uygun davranılma) maddelerini ihlal ettiğini, sonuç olarak İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ile tesis edilen adil yargılanma ile ilgili uluslararası normlara ve Türkiye’nin kabul ettiği uluslararası ilgili metinlere göre Sayın Görgeç’in özgürlüğünden mahrum bırakılmasının keyfi bir karakter arzettiğini ve Katagori 3 kapsamında kaldığını değerlendirmiş,

Sonuç olarak da Çalışma Grubu;

    1. Rebii Metin Görgeç’n özgürlüğünden mahrum bırakılmasının, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin 9,10 ve 11.; ve Medeni ve Siyasi Haklar üzerine Uluslararası Sözleşme’nin 9,10 ve 14.maddesine aykırılık teşkil ettiğini ve I ve III Katagori kapsamında kaldığına karar vermiş;
    2. Yukarıda açıklanan bu karar uyarınca, Çalışma Grubu Türkiye Hükümetinden, Sayın Görgeç’in durumunu düzeltmesi için gecikmesin gerekli adımları atmasını ve İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ve Medeni ve Siyasi Haklar üzerine Uluslararası Sözleşmesi ile kurulan ilgili uluslararası normlara uygun hale getirmesini rica etmiştir.
    3. Çalışma Grubu davanın tüm şartlarını dikkate alarak, en uygun çözümün uluslar arası hukuka uygun ve zorlayıcı bir hak olarak tazminat ve diğer giderimler için Sayın Görgeç ile anlaşma sağlanması olacağını düşünmektedir.
    4. Çalışma Grubu ayrıca, çalışma usullerinin 33 (a) paragrafı uyarınca davayı, uygun eylem için harekete geçmek üzere, işkence ve diğer zalimane, insanlık dışı veya onur kırıcı muamele veya ceza işleri ile ilgilenen Özel Raportöre bildirmeye de karar vermiştir.

(Çalışma Grubu, yukarıda da belirtildiği gibi, karardan önce tahliye olduğu için bu konuda ayrıca bir karar vermemiştir.)

Kürşat Çevik Kararı;

Sayın Çevik’in 8 gün boyunca Mardindeki polis merkesinde göz altında tutulduğunu ve 29 Temmuz 2016 tarihine kadar da orada kaldığını, Ağustos 2016 sonlarında halen tutuklu bulunduğu Urfa Cezaevine nakledildiğini, kendisi hakkındaki iddianamenin yakalandıktan ancak 6 ay sonra kendisine sunulduğunu,

içinde Medeni ve Siyasi Haklar üzerine Uluslararası Sözleşme’nin de bulunduğu uluslararası hukuka göre, tutuklanan/yakalanan herhangi bir kişinin tutuklama sebepleri ve hakkındaki suçlamalar hakkında ivedikle bilgilendirilmesi

gerektiğini, Sayın Çevik’in ise 6 ayı geçkin bir süre ile resmi bir suçlama olmadan tutuklu kaldığını,

Sayın Çevik’in ne yakalandıktan/tutuklandıktan hemen sonra kendisi aleyhindeki suçlamar hakkında, ne de tutuklanmasına ilişkin olarak verilen yargı kararından, ivedilikle haberdar edildiğine ilişkin olarak ikna edici bir bilgi alınamadığını, hükümet tarafından buna gerekçe olarak gösterilen Sayın Çevik’in tutuklu kaldığı süre içerisinde halen “şüpheli” olduğu şeklindeki savunmasının, kişinin saygı duyulması gereken, “tutuklamanın yasal nedenleri ve kendisine karşı yöneltilen suçlamalar hakkında bilgilendirilme hakkı” karşısında, tatmin edici olmadığını, bu maddi olgular karşısında Sayın Çevik’in tutuklanmasının keyfi olduğunu ve kendisine gelen davaları değerlendiriken referans olarak aldığı kategorilerden 1. Katogari kapsamında kaldığını,

Sayın Çevik’in avukatının, müvekkili ile sıklıkla irtibat kuramadığığını, dokuz aylık tutukluluk süresince dört defa görüşebildiklerini, avukatının soruşturma dosyasına erişiminin yasal sınırlamalar altında gerçekleşebildiğini (avukatın tüm dosya içeriğine bakması ve dosyadan örnekler almasının sınırlandırıldığını), kaygı ile not edilmelidir ki avukatının Gülen taraftarı olmakla suçlandığını ve baro ile ilişkisinin kesildiğini,

-dosya ve soruşturma ile ilgili- savunmasını yapabilmesi için gerekli bazı bilgilerin gizli tutulmasının orantılılık ilkesine uygun olduğu veya dosyanın Sayın Çevik ve/veya avukatına tam olarak gösterilmemesinin ulasal güvenliği koruma amaçlı olduğu yolundaki (hükümet) savunmalarının ikna edici olmadığı,

Bu bilgi ve vakıalar ışığında, Sayın Çevik’in etkili şekilde temsilinin sağlanması, savunmasını hazırlayabilmesi ve kendi seçtiği avukatı ile iletişim sağlayabilmesi için yeterli zaman ve mekan tahsisi haklarına, Medeni ve Siyasi Haklar Üzerine Uluslararası Sözleşmesi’nin 14/3 ve Herhangi Bir Şekilde Tutuklu Ve Hükümlülerin Korunması İçin Öngörülen Kurallar Bütünü’nün 17.1. maddeine aykırı bir şekilde, hükümet tarafından saygı gösterilmediği, sonuç olarak İnsan Hakları Evrensel Bilgirgesi ile tesis edilen adil yargılanma ile ilgili uluslararası normlara ve Türkiye’nin kabul ettiği uluslararası ilgili metinlere göre Sayın Çevik’in özgürlüğünden mahrum bırakılmasının keyfi bir karakter arzettiğini ve Katagori 3 kapsamında kaldığını değerlendirmiş,

Sonuç olarak da Çalışma Grubu;

    1. Kürşat Çevik’in özgürlüğünden mahrum bırakılmasının, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin 9 ve 10 ve Medeni ve Siyasi Haklar üzerine Uluslararası Sözleşme’nin 9 ve 14.maddesine aykırılık teşkil ettiğini ve I ve III Katagori kapsamında kaldığına karar vermiş;
    2. Yukarıda açıklanan bu karar uyarınca, Çalışma Grubu Türkiye Hükümetinden, Sayın Çevik’in durumunu düzeltmesi için gecikmesin gerekli adımları atmasını ve İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ve Medeni ve Siyasi Haklar üzerine Uluslararası Sözleşmesi ile kurulan ilgili uluslararası normlara uygun hale getirmesini rica etmiştir.
    3. Çalışma Grubu davanın tüm şartlarını dikkate alarak, en uygun çözümün, Kürşat Çevik’in derhal serbest bırakılmasını, uluslararası hukuka uygun ve zorlayıcı bir hak olarak tazminat ve diğer giderimler için Sayın Çevik ile anlaşma sağlanması olacağını düşündüğünü açıklamıştır.
    4. Çalışma Grubu ayrıca, Çalışma Usullerinin 33 (a) paragrafı uyarınca davayı, hakimlerin ve avukatların bağımsızlığı ile ilgilenen Özel Raportöre bildirmeye de karar vermiştir.

15-Başvuru tarihinden karar tarihine kadar yaklaşık ne kadar süre geçmektedir?

Rebii Metin Görgeç ve Kürşat Çevik kararlarını baz alacak olursak, bu kararlardan başvurunun ne zaman yapıldığı anlaşılmamakla birlikte tutuklama tarihinden takriben bir ay sonra yapıldığı tahmin edilirse yaklaşık 7-8 ayda karar verildiği anlaşılmaktadır.

16-Bu kararların etkinliği nedir?

Bir Birleşmiş Milletler koruma sistemi olan Çalışma Grubunun görüşleri (kararları) yargısal nitelik taşımadığından uyulması zorunlu bir kararla da sonuçlanmamaktadır.(*) Ancak; Türkiye’nin de onayladığı Birleşmiş Milletler Anlaşmasının 55.maddesinin “c” bendine göre Birleşmiş Milletler “Irk, cinsiyet, dil ya da din ayrımı gözetmeksizin herkesin insan haklarına ve temel özgürlüklerine bütün dünyada etkin bir biçimde saygı gösterilmesini kolaylaştıracaktır.” Yine aynı anlaşmanın 56.maddesine göre de “Üyeler 55. maddede belirtilen amaçlara ulaşmak için , gerek birlikte gerekse ayrı ayrı, işbirliği içinde hareket etmeyi yükümlenirler.” (**) Buradan hareketle, Birleşmiş Milletler Anlaşmasını onaylayan bir ülke olarak Türkiye’nin bizzat Devlet bünyesinde örgütlenmiş emniyet ve yargı gibi yasal kurumlarında yaşanan insan hakları ihlallerinde gerekli hassasiyeti göstermesi ve ihlallerin yaşanmaması ve giderilmesi için gerekli tedbirleri alması, onayladığı ve Anayasanın 90.maddesi uyarınca kanun hükmünde bulunan Birleşmiş Milletler Anlaşmasının ve yukarıda bahsedilen diğer uluslararası anlaşmaların gereğidir. Zira, Anayasanın 90.maddesi açıktır:

Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. (Ek cümle: 7/5/2004-5170/7 md.) Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.”

Bunun da ötesinde, Çalışma Grubu aldığı kararları her yıl rapor halinde İnsan Hakları Konsey’ine sunmakta böylelikle tüm devletlerin ve halklarının haberdar olmasını sağlamaktadır. Kendi ülkesinde kendi kurumlarının insan hakları ihlallerini engellemeyen/sessiz kalan bir ülkenin Birleşmiş Milletlerin saygın bir üyesi olma hüviyetini kaybedeceği “temel insan haklarına saygı konusunda sorunlu ülke” konumuna düşeceği ve bunun da uluslar arası alanda bir çok doğrudan veya dolaylı aleyhte etkisinin olacağı ise izahtan varestedir.

Bu nedenlerle başvurucunun şahsi mağduriyetinin giderilmesi ve ileride benzer ihlallerin yaşanmaması yönünde ilgili Türk Hükümetine uluslararası ve yasal bir baskı teşkil edeceğinden bu yolun etkili ve faydalı olduğu düşünülmelidir.

(*)İnsan Haklarının Korunmasında İlk Konusal Özel Denetim Yöntemi:Kayıplar Çalışma Grubu-makale s.2.Prof.Dr.Mesut Gülmez. http://www.todaie.edu.tr/resimler/ekler/05eb565f0734dac_ek.pdf?dergi=Insan%20Haklari%20Yilligi

(**) age.s.7

EKLER