Bylock Güncel Savunma-Tahliye-Dilekçesi-CGNAT ve USER-ID eşleşmesi olmayanlar için

8160

……….CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞINA/…….AĞIR CEZA MAHKEMESİ BAŞKANLIĞINA ……..BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞINA/………YARGITAY CEZA DAİRESİ BAŞKANLIĞINA

                             

DOSYA NO           : 201./….. SORUŞTURMA/ESAS

SANIK/ŞÜPHELİ(veya EŞİ) : (Dosyanız savcılık aşamasında ise Şüpheli, mahkeme aşamasında ise sanık yazın)

KONU                : CMK.104/1 maddesi gereğince TAHLİYE ve BİLİRKİŞİ incelemesi talebi (Tutukluluk değilseniz “Bir Kısım Savunmaların Sunulması Hakkında” yazarak bu dilekçeyi savunma dilekçesi olarak kullanabilirsiniz)

GENEL AÇIKLAMALAR :

…………tarihinden itibaren terör örgütü üyeliği suçlamasıyla ve ByLock inceleme listesinde adım bulunması gerekçesiyle tutukluyum.(Tutuklu değilseniz “……. Gerekçesiyle hakkımda kamu davası açılmış bulunmaktadır” yazınız.)

Yargıtay 16. Ceza Dairesinin artık istikrar kazanan içtihadı uyarınca bir kişinin bylocktan mahkum edilebilmesi için, bu uygulamayı sadece indirmiş olmasının yeterli olmadığı, örgüt talimatıyla ByLock ağına dahil olduğunun ve bu sistemi gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullandığının da kesin olarak belirlenmesi gerekmektedir. Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 27/03/2018 ve 14/05/2018 tarihli son Bylock kararlarına göre de; Bylock kullanıcı tespitine yönelik USER ID’si tespit edilemeyen kişilere sadece CGNAT kayıtlarıyla ceza verilemeyeceği hüküm altına alınmıştır. Bu bağlamda Yargıtay 16. Ceza Dairesinin ilgili kararları doğrultusunda tutukluluk haline itiraz ediyorum/hakkımdaki bylock iddiasına ilişkin savunmamı sunuyorum. Şöyle ki;

ByLock kütüklerini istihbarat teşkilatlarına has yöntemlerle yani Ceza Muhakemesi kanununa aykırı şekilde ele geçiren ve bu kütükleri kendince tasnif edip adli makamlara teslim edene kadar hiçbir hukuki denetime tabi olmayan ve de herhangi bir adli kolluk görevi bulunmayan MİT, en başından beri ByLock çalışmasının istihbari nitelikte olduğunu ve bu konudaki verilerin delil sayılamayacağını belirtmiştir.

MİT tarafından 2016 yılı aralık ayında BYLOCK programını kullandığı tespit edilen eski personelleri ile ilgili Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilen bir yazıda: “FETÖ İLE İRTİBATLI/İLTİSAKLI OLMAKLA BİRLİKTE, ÖRGÜT MENSUBU OLDUKLARINA DAİR YETERLİ KANAAT OLUŞMADIĞINDAN HAKLARINDA SUÇ DUYURUSUNDA BULUNULMAMIŞTIR.” Denilmiştir.

Öte taraftan, MİT’in 2017 Mayıs’ında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık, Adalet Bakanlığı ve HSK’na ByLockla ilgili gönderdiği yazıda “ABONE İLE KULLANICININ FARKLI OLABİLECEĞİ, KULLANICI ŞAHISIN BELİRLENMESİ İÇİN YETERİNCE ÇALIŞMA YAPILMADIĞI VE GÖNDERİLEN LİSTELER ÜZERİNDEN DOĞRUDAN ADLİ İŞLEM GERÇEKLEŞTİRİLDİĞİ” belirtilmiştir.

Yine aynı yazıda “KIRMIZI, TURUNCU, MAVİ RENKLİ LİSTELER” içinde “15 TEMMUZUN ACİLİYETİNE GELDİ” denilerek Bylock delilinin hukuken ne kadar kaygan bir zeminde bulunduğu ortaya konmuştur.

Buna rağmen Yargıtay 16. Ceza Dairesi Bylocku geçerli bir delil saymıştır. Yargıtay 16. CD, 24 Nisan 2017 tarihli kararında, ByLock’a ilişkin verilerin nasıl ele geçirildiğini ve ceza soruşturmalarına dayanak yapıldığını şu şekilde açıklamıştır:

ByLock’a ilişkin veriler ilk kez MİT tarafından satın alma yoluyla elde edilmiş, bu veriler bir hard disk ve flaş belleğe yüklenerek Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ve Emniyet Genel Müdürlüğüne gönderilmiştir. 9 Aralık 2016 tarihinde de Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Ankara 4. Sulh ceza hâkimliğinden inceleme izni istenmiştir.

Ankara 4. Sulh ceza hâkimliği de, 9 Aralık 2016 tarihinde CMK m. 134 uyarınca ByLock’a ilişkin dijital materyaller (hard disk ve flaş bellek) üzerinde inceleme izni (2016/6774 D.İş) vermiştir.

ByLock’a ilişkin verilerin yer aldığı hard disk ve flaş bellek 9 Aralık 2016 tarihli hakimlik kararından sonra incelenmeye başlanmış ve kimlerin ByLock kullandığı bu tarihten sonra tespit edilmiştir.

Kısaca, Yargıtay 16. Ceza Dairesine göre, ByLock’a ilişkin dijital materyaller üzerinde CMK’nın 134. maddesi uyarınca alınmış bir hâkimlik kararından SONRA, inceleme ve tespit işlemleri yapıldığı için, ByLock verileri yasal delil niteliğindedir.

Oysa ki birçok soruşturma ve davada olduğu ve kamuoyuna yansıdığı gibi, ByLock verilerinin yer aldığı hard disk ve flaş bellek 9 Aralık 2016 tarihli ilk hâkimlik kararından aylarca önce incelenmiş, tespit ve tasnifler yapılmıştır. Buna dayanarak birçok adli işlem yapılmıştır. Örneğin, 4 Eylül 2016, 30 Eylül 2016, 10 Ekim 2016, 14 Ekim 2016, 18 Ekim 2016, 20 Ekim 2016, 21 Ekim 2016, 25 Ekim 2016, 9 Kasım 2016 ve 6 Aralık 2016 tarihli Emniyet yazıları veya iddianamelerde, açıkça ilgililerin ByLock kullandıkları belirtilmiştir. Kısaca, ByLock’a ilişkin verilerin yer aldığı hard disk ve flaş bellek, Emniyet tarafından 9 Aralık 2016 tarihinden çok önce incelenmiş olup, Yargıtay 16. CD’nin bu olguları göz ardı edecek şekilde karar verdiği anlaşılmaktadır.

Emniyetin ilk hakimlik kararından aylar önce yaptığı inceleme sonucu, kimlerin ByLock kullanıcısı olduğu tespit edilmiş, sınıflandırmalar (kırmızı, turuncu ve mavi listeler) yapılmış, bu hususta bir de EGM Terörle Mücadele Dairesi Başkanlığı bünyesinde “merkezi bir veri tabanı” oluşturulmuştur. Bu merkezi veri tabanı, 9 Aralık 2016 tarihli ilk hakimlik kararından çok önce, il emniyet müdürlüklerinin hizmetine sunulmuştur. Bu sistemden yararlanılarak, savcılıkların sorularına polis tarafından aynı gün cevaplar verilebilmiştir. CMK m. 134 uyarınca, herhangi bir dijital materyale el koyma ve incelemeden önce, mutlaka hakimlik kararı alınmak zorundadır. Aksi şekilde yapılan incelemeler, dijital materyallerdeki tüm verileri yasa dışı veri haline getirir.

ByLock verilerinin elde ediliş şekli son derece tartışmalı olup, bir an için bylockun yasak delil olmadığı farz edilse bile, elde edildiği andan itibaren dosyaya sunulduğu ana kadar geçen sürede TAHRİF EDİLDİĞİ, ÜRETİLDİĞİ, ÜZERİNDE EKLEME VE ÇIKARMA YAPILDIĞI hususu gerek bilirkişi raporlarıyla gerekse kamuoyuna ve medyaya yansıyan pek çok örnekle aleniyet kazanmıştır.

Adli makamların bylock ile ilgili doğrudan MİT ile yazışmaması için bylock verileri Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat ve KOM Daire Başkanlıklarına gönderilmiş, buna rağmen emniyet raporlarında “Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu’nun Ek 7. maddesi kapsamında ve istihbari mahiyette olduğundan hukuki delil niteliği taşımadığı, bu nedenle haricen delillendirilmedikçe yapılacak işlemlere bizzat gerekçe teşkil etmeyeceği…” şeklinde şerh düşülerek hukuken sorumluluk üstlenilmemiştir.

Bunun yanı sıra, Odatv yazarı Müyesser Yıldız’ın 20/02/2017 tarihli “Birileri Bylock’u sıfırlıyor” başlıklı yazısında anlatılan ve belgesi paylaşılan olayda, Kırşehir Cumhuriyet Başsavcılığı’nın …… sayılı soruşturma dosyası kapsamında bylock listesinde adı olduğu gerekçesiyle yakalanan şüpheli M. T. hakkında, Emniyet Müdürlüğü KOM Şubesinin sonradan, “Son güncellemelerden sonra ByLock programında kaydının bulunmadığı tespit edilmiştir” şeklinde tutanak gönderdiği ortaya çıkmıştır.( https://odatv.com/birileri-bylocku-sifirliyor-2002171200.html)

Yine Müyesser Yıldız tarafından yazılan 24.05.2017 tarihli köşe yazısında; Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesinde devam eden FETÖ çatı davasında tutuklu olarak yargılanan Av. Ali Çelik hakkında İstanbul’daki bir başka davaya giden listede Av. Ali Çelik’in ismi geçmemesine rağmen Ankara Cumhuriyet Başsavcılığından 4. Ağır Ceza Mahkemesine intikal eden listeye göre Ali Çelik’in ByLock kullanıcısı olduğu iddia edildiği, Ali Çelik tarafından bu yazıya itiraz edilmesi üzerine Mahkemece TRT’den strateji uzmanı sistem analisti olan Cahit Cesur’dan bilirkişi raporu alındığı, alınan bu bilirkişi raporunda Ali Çelik’e ait telefonda ByLock uygulamasının yüklü olmadığı ve silinen veriler arasında da ByLock uygulamasının olmadığı tespit edilmiştir. (https://odatv.com/mit-bylockculara-boyle-sahip-cikti-2405171200.html)

Yazarın 06/12/2017 tarihli; https://odatv.com/mitten-bylockta-nerede-hata-yaptik-itirafi-0612171200.html linkinden ulaşılabilecek bir diğer yazısında da benzer hukuksuzluklara işaret edilmiştir.

ÖRNEK YARGITAY KARARLARI:

Bylock ile ilgili aşağıda özetle açıklanan Yargıtay kararlarından da anlaşılacağı üzere sadece bylock listesinden ötürü tutuklama yapılması açıkça hukuka aykırı olup ciddi mağduriyetlere sebebiyet vermektedir. Bu cümleden olmak üzere;

1 Dilekçenin başında belirtilen Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 27/03/2018 ve 14/05/2018 tarihli son Bylock kararları ile hiçbir yoruma mahal bırakılmaksızın sadece operatör verilerine dayalı olarak düzenlenen bylock listesi ile mahkumiyet hükmü kurulamayacağı, kişinin bylock kullanıcısı olduğu hususunun teknik verilerle kesin olarak tespitinin zorunlu olduğu, bunun için de USER-İD ve operatör kayıtları eşleştirmesinin doğru yapılması gerektiği belirtilmiştir.

2- Yargıtay 16. Ceza Dairesi Caner İ. isimli kişinin cezalandırılmasına dair Antalya Bölge Adliye Mahkemesince verilen onama kararını 2017 Aralık ayında verdiği karar ile; “…SANIĞIN BU HABERLEŞME SİSTEMİNİ KULLANDIĞININ HER TÜRLÜ ŞÜPHEDEN UZAK KESİN KANAATE ULAŞTIRACAK TEKNİK VERİLERLE TESPİT EDİLMESİ GEREKTİĞİ”ne işaret ederek, sanığın örgüt talimatıyla ByLock ağına dahil olduğunun ve bu sistemi gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullandığının da kesin olarak belirlenmesi gerektiğini vurgulayarak BOZMUŞTUR.” Yargıtayın bu kararına göre de ByLock’un örgüt üyeliğinin delili sayılabilmesi için telefonda bulunmasının yeterli olmayacağı kullanıldığının da tespitinin gerektiği özellikle belirtilmiştir.

3- İstanbul 29. Ağır Ceza Mahkemesi HTS raporlarında sanığa ait GSM hattından Bylock IP lerine sinyal gönderildiği ve bu kapsamda Bylock kullanıcısı olduğu gerekçesiyle sanık hakkında 10 yıl 6 ay hapis cezasına hükmetmiştir.

Bahsi geçen dosyaya ilişkin olarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 29.12.2017 tarihli tebliğnamesinde sanığın ByLock kullanıcısı olup olmadığının her türlü kuşkudan uzak kesin ve inandırıcı TEKNİK VERİLERLE KESİN OLARAK TESPİTİ YAPILMADAN VE SİLAHLI TERÖR ÖRGÜTÜ ÜYESİ OLDUĞUNA İLİŞKİN BAŞKACA DELİLLER TOPLANMADAN eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması ve sanık müdafinin bilirkişi incelemesi talebinin reddedilmesi gerekçesiyle sanık hakkında hükmün BOZULMASINI ve sanığın TAHLİYESİNİ talep etmesi üzerine Yargıtay 16. Ceza Dairesi vakit kaybetmeksizin akşam saatlerinde sanığın tahliyesine karar vermiştir.

İSTEM DIŞI BYLOCKA YÖNLENDİREN PROGRAMLAR:

Bilindiği üzere, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, ’11 bin 480 kişinin telefonuna iradesi dışında ‘ByLock’ yüklendiğinin’ saptandığını bildirmişti. Balyoz bilirkişisinin yapmış olduğu tespit neticesinde, Best Free Music, Freezy-Müzik Bul Dinle,Freezy-Play Free Music Online, Mor German English Dictionary, En Ucuz Fiyat, Mor Almanca-Türkçe Sözlük, Music Search-Beta, Araba2.com, Namaz Vakitleri ve Kıble Pusulası gibi programları kullananların iradesi dışında ByLock Server’ına bağlanmış gibi işlem gördükleri ortaya çıkmıştır.

BALYOZ BİLİRKİŞİSİ BYLOCK’UN 9 AYRI SERVER KULLANDIĞINI YUKARIDA BELİRTİLEN 11.480 KİŞİYE AİT TESPİTİN SONU 137 İLE BİTEN SADECE BİR SUNUCUYA AİT OLDUĞUNU YANİ SADECE SONU 137 İLE BİTEN SERVER’DAN İRADESİ DIŞINDA BYLOCK SERVER’INA BAĞLANANLARIN SAYISININ 11.480 OLDUĞU DİĞER 8 SERVERIN İNCELENMESİ HALİNDE ONBİNLERCE KİŞİNİN DAHA İRADESİ DIŞINDA BYLOCK SERVER’İNE BAĞLANMIŞ GİBİ İŞLEM GÖRDÜKLERİNİN ORTAYA ÇIKACAĞINI TESPİT ETMİŞTİR.

TALEP:1- Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 27/03/2018 ve 14/05/2018 tarihli son Bylock kararları doğrultusunda ayrıntılı bylock incelemesi yaptırılarak CGNAT ve USER-ID tespitine yönelik bilirkişi raporu alınmasını

2- Bylock ait 9 ayrı Server üzerinde ByLock kullanıcısı olup olmadığıma ilişkin bilirkişi incelemesi yaptırılmasını,

3-Yukarıda izah ettiğim nedenlerle acilen tahliyeme/beraatime karar verilmesini talep ederim.

Sanık/Şüpheli

Not; Dilekçenizi, dosyanızın bulunduğu ilgili makama hitaben yazınız. Eşler vasıtasıyla da bu dilekçeyi verebilirsiniz. Baştan sona okuyup kendinize uyarlamadan imzalamayınız.