4- Tabii Hakim İlkesi ve Adil Yargılanma Hakkı Nedeniyle Görevsizlik İtirazı

1755

Birinci sınıf hâkimler hakkında açılan ceza davaları görevli mahkemelerde açılmamıştır. Görevsizlik kararı verilmesi gerekir. (Bu savunma maddesi sadece birinci sınıf hâkim ve savcılar için uygundur.)

DAVA GÖREVLİ MAHKEMEDE AÇILMAMIŞTIR.

Birinci sınıfa ayrılmış bir yargı mensubuyum. Hakkımda açılan davanın Anayasanın 138, 139 ve 140. Maddelerinde düzenlenen Mahkemelerin bağımsızlığı ve Hakimlik teminatı ilkelerine uygun olarak yürütülmesi gerekir. 2802 Sayılı Yasanın 90. Maddesinde “….birinci sınıfa ayrılmış olanların…. son soruşturmaları Yargıtayın görevli ceza dairesinde görülür.” Hükmü yer almaktadır. 2802 Sayılı Yasanın bu hükmü yargı mensupları için teminat olarak getirilmiş yargı bağımsızlığına ve Hakimlik teminatına uygun bir düzenlemedir.

CMK’ nın 3/1 Maddesine göre “Mahkemelerin görevleri kanunla belirlenir.” Görev kurallarının kamu düzenine ilişkin olması nedeni ile CMK’ nın 4/1 Maddesinde “Davaya bakan mahkeme, görevli olup olmadığına kovuşturma evresinin her aşamasında re’sen karar verebileceği” düzenlemesine yer verilmiştir. Buna göre yargılamanın her aşamasında mahkemece re’sen görevsizlik kararının verilmesi mümkündür. CMK’ nın 5/1 Maddesinde “İddianamenin kabulünden sonra; işin, davayı gören mahkemenin görevini aştığı veya dışında kaldığı anlaşılırsa, mahkeme bir kararla işi görevli mahkemeye gönderir.” Düzenlemesine yer verilmiştir. Mahkemece görev konusunda tereddüde düşülmesi halinde duraksamaya yer verilmeksizin görevsizlik kararı verilerek dosyanın görevli üst Mahkemeye gönderilmesi sanıkların haklarının korunması açısından ve adil yargılanma ilkesinin uygulanması açısından önem kazanır. Sanıkların daha üst görevli mahkemede yargılamalarının yapılması sanıkların lehine olacağı açıktır. Mahkemenin görev konusunda tereddüt yaşaması halinde görev sorunun üst merci niteliğindeki mahkeme tarafından değerlendirilmesi gerekir.

Anayasamızın 37. Maddesinde tabii hakim ilkesi düzenlemesine yer verilmiştir. Buna göre “Hiç kimse kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz.

Bir kimseyi kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarma sonucunu doğuran yargı yetkisine sahip olağanüstü merciler kurulamaz.”

Doktrin olağan hâkim ile olağanüstü hâkimi şu şekilde açıklamıştır. “Anayasa “kanuni hâkim” de denilebilecek olan “tabii hâkim” kavramını, olağanüstü olmayan yani olağan mahkemenin hâkimi diye tarif ettiğine göre, kanuni, tabii ve olağan hâkim terimleri aynı manaya gelmektedir. Mana farkı olmadığı belirtildiğine göre, olağan hâkimi, tabii hâkim gibi, şöyle tarif edebiliriz: Olağan hâkim, kanunla önceden kurulmuş her bakımdan yetkili yargılama makamındaki hakimdir. Olağan (veya tabii) hâkim esası, yürütme erkinin yargılama makamları üzerindeki muhtemel tesirini önlemek için kabul edilmiş bir teminat tedbiridir. Olağanüstü hâkim de bir olaydan sonra sırf o olay için kurulmuş veya olaya göre sonradan yetkili kılınmış yargılama makamında, özellikle mahkemede yer alan hakimdir.” [1]

Olağan yargılama makamları olaylardan önce kurulmuş, müşahhas olayla kuruluş bakımından ilgisi olmayan makamlardır. Bunlara tabii yargılama makamı ve bunların hakimine tabii hâkim de denilir. [2]

Yargılamamın yapıldığı Mahkeme 15 Temmuz hain darbe girişimi sonrası ilan edilen Olağanüstü Hal uygulaması sonucu olarak, 06/01/2017 tarihli 29940 sayılı Resmi Gazete’ de yayınlanan 680 sayılı KHK’ nin 7. maddesi ile 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’ nun 93/1 maddesinin değiştirilmesine dayandırılmıştır. Yukarıda açıklandığı üzere şahsıma isnat edilen suçun “kişisel suç” olarak kabulü mümkün değil ise de mahkeme isnat edilen suçun “kişisel suç” olduğunu kabul ederek buna göre uygulama yapması halinde, Mahkemenin yetkisini oluşturan düzenlemenin OHAL KHK’sı olması nedeni ile, olağanüstü bir düzenlemeye dayandığı, bunun da “tabii hâkim ilkesine” aykırılık oluşturacağı açıktır.

Tabii Hâkim ilkesine aykırılık aynı zamanda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Adil Yargılama Hakkı İlkesinin ihlali anlamına gelecektir.

Hakkımda açılan davaya bakma görevi mahkemenize ait değildir. Tabii Hâkim ilkesi ve adil yargılanma ilkesinin ihlal edilmemesi için, Anayasanın 159/9, 2802 Sayılı Yasanın 89 ve 90.Maddeleri gereğince GÖREVSİZLİK kararı verilerek dosyanın yetkili ve görevli YARGITAY 16. CEZA DAİRESİNE gönderilmesine karar verilmesini zorunluluk oluşturmaktadır. Bu yönde karar verilmesini talep ederim.

[1] Prof. Dr. N.Kunter, Prof. Dr. F. Yenisey, Doc.Dr. A. Nuhoğlu “Ceza Muhakemesi Hukuku” 15. Baskı, s. 293

[2] Aynı eser s. 129