ŞİMDİ NE YAPMALIYIM (KLAVUZ)

5952

ŞİMDİ NE YAPMALIYIM (KLAVUZ)

ŞİMDİ NE YAPMALIYIM

(KILAVUZ)

Ceza Yargılamasının Amacı ve Yargılama Süreçleri İle İlgili Genel Bir Bilgilendirme;

Ceza yargılamasının amacı maddi gerçeği ortaya çıkarmaktır. Ceza yargılamasında suçta ve cezada kanunilik ilkesi gereğince (TCK m.2 ) kanunda suç olarak tanımlanan “fiillerin” yargılaması yapılarak, yasayı ihlal eden bir “fiil” varsa ve bu ihlal yasal delillerle kanıtlanabilirse sanık ancak bu halde cezalandırılabilir. Fiil olmadan yargılama ve cezalandırma olmayacağı gibi, fiili olmayan bir kimsenin veya düşüncesinin cezalandırılması da söz konusu olamaz. Bir başka deyişle, fiilsiz suç ve ceza olmaz.

Ceza yargılamasının aşamaları kabaca; soruşturma (C.Savcılığı) ve kovuşturma aşaması (Mahkeme), istinaf ve temyiz aşaması olarak adlandırılabilir. Cumhuriyet Savcılığı suç ihbarı üzerine hazırlık soruşturmasına başlar. Soruşturmayı asıl yürüten C.Savcısıdır. Emniyet, Jandarma ve diğer kolluk birimleri soruşturmada C.Savcısına bağlı olarak görev yapar. Uygulamada ise genelde soruşturmaların bizzat ve fiilen kolluk görevlileri tarafından yürütüldüğü görülmektedir. Soruşturma aşamasında yapılan hukuka aykırılıklar, eziyet, işkence vs bulunuyor ise bunlardan soruşturmayı yürüten C.Savcısının haberdar edilmesi, bu hukuka aykırılıklar hakkında C.Savcısının da bağlı bulunduğu C.Başsavcılıklarına suç duyurusunda bulunulması hukuka aykırılıkların giderilmesi için, en azından hukuka aykırılıkların kayıtlara geçirilmesi için yarar sağlayacaktır. Soruşturma aşaması gizli yürütülür. Soruşturma aşamasında şüpheli müdafiinin soruşturma dosyasından örnek alması mümkündür. Terör suçlarında, genellikle şüpheli müdafiilerin soruşturma dosyasından örnek almaları da kısıtlanmaktadır. (CMK m.153/2)

Soruşturma tamamlanır şüpheli hakkında dava açılır ise Mahkemenin iddianamenin kabulü kararı ile artık kovuşturma aşamasına geçilmiş olur. Şüpheli bu durumda sanık olarak adlandırılır. Mahkeme iddianamenin kabulü kararından sonra sanığa varsa sanık müdafiine bir duruşma günü belirleyerek iddianame ile birlikte bunu tebliğ eder. Sanık tutuklu ise bu bildirim cezaevinde sanığa tutanak ile yapılır. Cezaevinde tutanak ile bu tebligat sırasında sanık müdafii görevlendirilmesi isteyebilir veya mahkemeden başka talepleri var ise bunları da bildirebilir. (CMK m.176/3) Yine sanık, ilk duruşmadan 5 gün önce Mahkemeye bir dilekçe yazarak, varsa “tanık veya bilirkişinin davetini veya savunma delillerinin toplanmasını” açıklayarak isteyebilir. (CMK m.177/1) Bu dilekçe üzerine Mahkemece bir karar verilerek sanığa derhal bildirilmek zorundadır. (m.177/2) Deliller daha sonradan ve yargılamanın her aşamasında da bildirilebilir. CMK m.207)

Mahkemece ilk duruşmada sırasıyla, önce sanığın kimliği saptanır, daha sonra iddianame ve yasal hakları sanığa anlatılır. Sanığın kendisi tarafından özel vekaletname düzenleyerek tutmuş olduğu müdafii varsa veya sanığın istemesi halinde baro tarafından atanan bir müdafii var ise sanığın sorgu ve savunmasına geçilebilir. Özel müdafii olmayan ve baro tarafından müdafii görevlendirilmesi talep edenlerin durumu aşağıda ayrı başlık altında açıklanmaya çalışılacaktır.

Mahkeme sanığın ilk sorgu ve savunmalarından sonra, delillerin ortaya konulması ve tartışılması aşamasına geçilir. Bu aşamaya sanığın ilk sorgu ve savunmasının alınmasından hemen sonra aynı duruşmada geçilebilir. Sanık ve müdafii bu aşamada kendilerine bildirilen delillere ilişkin olarak da açıklama ve savunmalarda bulunur. Dosyada mevcut kanıtlar sanık ve müdafiine daha önceden bildirilmemiş ve incelenebilmesi için olanak sağlanmamış ise bu delillerin incelenerek, incelenmesinden sonra beyandan bulunmak için süre talep edilmesi gerekir. Yine delillerin ortaya konulması aşamasında sanık ve müdafii mahkemeden kendi delillerinin toplanmasını talep etme hakkına sahiptir. Delil bildirme konusu aynı başlık altında ele ayrıca ele alınacaktır.

Mahkemece tanığın veya bilirkişinin dinlenmesinden ve herhangi bir belgenin okunmasından sonra bunlara karşı bir diyecekleri olup olmadığı sırasıyla, katılana veya vekiline, Cumhuriyet savcısına, sanığa ve müdafiine sorulmak zorundadır. ( CMK m. 215)

Delillerin ortaya konulmasından sonra delillerin tartışılmasına geçilir. Delillerin tartışılması aşamasından önce taraflara soruşturmayı genişletme taleplerinin olup olmadığının sorulması gerekir. Ortaya konulan delillerle ilgili olarak değerlendirme yapılması için söz sırasıyla varsa katılana, daha sonra C.Savcısına ve son olarak sanık ve müdafiine verilir. ( CMK m.216) C.Savcısı delillerin tartışılması aşamasında, esas hakkındaki mütalaasını mahkemeye sunar. Sanık ve müdafii C.Savcısı tarafından sunulmuş olan esas hakkındaki mütalaaya karşı esas hakkındaki savunmalarını aynı oturumda yapmak zorunda değildir. Esas hakkındaki mütalaayı inceleyip beyanda bulunmak üzere süre talep etmeleri halinde Mahkeme tarafından uygun sürenin verilmesi gerekir. Aksi halde sanığın savunma hakkı kısıtlanmış olur. Sanık ve müdafiinin esas hakkındaki savunmalarını yapmalarından sonra son söz sanığa verilir. Sanığın son sözlerinden sonra Mahkeme kararını açıklar, kısa karar sureti sanık ve müdafiine vermek zorundadır. Mahkeme karar tarihinden itibaren 15 gün içinde gerekçeli kararını yazarak sanık ve müdafiine tebliğ etmek zorundadır.

Mahkeme kararını açıkladıktan sonra kanun yolu aşamasına yani istinaf aşamasına geçilmiş olur. Burada dikkat edilmesi gereken husus, Mahkeme duruşmada sanığın veya müdafiin yüzüne karşı kısa kararını açıklamış ise bu karar karşı istinaf ve temyiz yoluna başvuru süreleri kararın yüze karşı verildiği bu tarihten itibaren başlayacaktır. İstinaf yoluna başvurma süresi, hükmün açıklandığı (kararın verildiği) tarihten itibaren 7 gündür. Karara karşı istinaf ve temyiz yoluna başvurmak için gerekçeli kararın yazılması beklenilmemeli, hak kaybı olmaması için karar verilir verilmez hemen (en geç 7 gün içinde) dilekçe ile ilk olarak istinaf ve daha sonra temyiz yoluna başvurulması gerekir. Uygulamada istinaf ve temyiz süresinin kesilmesi için verilen bu dilekçeye süre tutum dilekçesi denilir. Gerekçeli karar yazıldığında ve tebliğ edildiğinde ayrıca ayrıntılı istinaf ve temyiz dilekçesi daha sonra da verilebilir. Buna engel bir durum yoktur.

İstinaf yargılaması sonunda Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen bozma kararı dışındaki, temyizi kabil kararlar için hükmün açıklamasından itibaren 15 gün içinde temyiz dilekçesinin sunulması gerekir. Yargıtay tarafından temyiz incelemesinin yapılabilmesi için aleyhteki kararlar için bu yola süresi içinde başvurulması hayati öneme haizdir. 15 günlük süre içinde temyiz dilekçesi kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine sunulmaz ise karar hukuken kesinleşmiş olacaktır. Karar kesinleşir ise istisnai olan olağanüstü kanun yolları dışında başka bir hukuki yok kalmamakta, hükmün infazına başlanılmakta, sanık hükümlü konumuna geçmektedir.

 

Savunma Hakkının Kullanılması ve Müdafii Yardımından Yararlanma Hakkı;

Herkesin savunma hakkına ve adil yargılanma hakkına sahip olduğu Anayasa (m.36), AİHS (m.6) ve diğer yasal mevzuat çerçevesinde teminat altına alınmıştır. Savunma hakkının kutsallığı ceza yargılamasının en temel ilkelerinden birisidir. Bu bağlamda, şüpheli veya sanığa savunmasını hazırlamak için gerekli zamana ve kolaylıkların gösterilmesi, kişinin kendisinin seçeceği bir müdafii veya talebi halinde Baro tarafından atanacak bir müdafiinin yardımından yararlandırılması zorunluluktur.

Sanığın savunmasının hazırlanması için gerekli zaman ve kolayların gösterilmemesi halinde sanık savunma yapmak zorunda değildir. Yeniden kendisine savunma için süre verilmesini ve savunma için engel teşkil edecek unsurların kaldırılmasından sonra savunma yapabileceğini mahkemeye talep olarak iletebilir. Örneğin dosya içinde bulunan veya sonradan dosyaya giren belgeler kendisine verilmemiş ise bunların verilmesini ve bu belgelerin incelenmesinden sonra savunma yapabileceğini mahkemeye bildirebilir. Mahkeme bu durumda sanığa ve müdafiine yeniden süre vermek, savunma hakkını kısıtlayan unsurları da gidermek zorundadır. Aksi uygulama savunma hakkının kısıtlanması ve adil yargılanma ilkesinin ihlalini oluşturacaktır.

Savunma için şüpheli veya sanık soruşturma ve kovuşturma (mahkeme) aşamasında müdafii yardımından yararlanabilir. Şüpheli veya sanığın özel vekaletname ile anlaştığı bir müdafii bulunmuyor ise istemesi halinde Mahkemenin yazısı üzerine mutlaka Baro tarafından kendisine bir müdafii atanacaktır. Müdafii seçebilecek durumu olmayan hiç kimse müdafii olmaksızın savunmasını kendi başına yapmak zorunda bırakılamaz. (CMK m. 150) Sanığın özel bir müdafii yoksa ve Baro tarafından bir müdafii atanmış ancak Baronun atadığı bu müdafii tutuklu olan sanık ile hiçbir irtibat kurmamış, yargılama dosyasını incelememiş, dosyaya hiçbir şekilde vakıf olmamış, sadece duruşmada şeklen bulunuyor ise böyle bir müdafiinin savunmanlık görevini yerine getirdiği söylenemez. Bu durumda sanık duruşmada baronun atadığı müdafiin kendisi ile görüşmediğini, dosyasını incelemediğini, atanan müdafiinin görevini yerine getirmediğini belirterek ya müdafi ile görüşüp savunmasını hazırlaması için süre verilmesini mahkemeden talep edebilir ya da başka bir müdafii atanmasını talep edebilir. Mahkeme bu talebi yerine getirmek ve gerekirse duruşmayı ertelemek zorundadır. (CMK m.151) Baronun atadığı müdafiinin sözde ve şeklen değil özde ve savunmaya yardım edecek şekilde görev yapması bu şekilde sağlanabilir. Yargılamanın sağlıklı yürütülebilmesi için sanıkların çekinmeden bu konudaki taleplerini mahkemeye iletmeleri önem arz etmektedir.

Yukarıda açıklandığı üzere sanığa yargılama sırasında savunmasını müdafii ile birlikte hazırlayabilmesi için süre ve imkân sağlanması gerekir. Bu yapılamadı ise yapılıncaya kadar savunma yapmak üzere sanık veya müdafii mahkemeden süre talep edebilecektir. Yargılamanın çabukluğu ilkesi savunma hakkının kısıtlanmasına ve adil yargılanma hakkının ihlaline neden olmamalıdır. Sanığın, savunma hakkı ve müdafii yardımından doğru ve düzgün bir şekilde yararlanma hakkı konusundaki taleplerini mahkemece yapılabilecek bir oldu-bitti fırsatçılığına meydan vermeyecek şekilde usulüne uygun bir şekilde, çekinmeden mahkemeye iletmesi gerekir.

Delillerin Toplanmasını Talep Etme Hakkı;

Ceza yargılamasında delil serbestisi ilkesi geçerlidir. İddiayı kanıtlamaya veya iddianın aksini savunmaya elverişli her türlü yasal delil kullanılabilir. Sanık ve müdafii iddianamede belirtilen veya sonradan dosyaya giren delillerle ilgili olarak, bu delilleri inceleyip beyanda bulunabileceği, açıklamalar getirebileceği gibi bu delillerin gerçeği yansıtmadığını, maddi gerçeğin farklı olduğunu da ileri sürebilecekleri her türlü yasal delil ile kanıtlayabilirler.

Mahkeme sanık ve müdafii tarafından ileri sürülen delilleri toplamak zorundadır. Yargılamada maddi gerçeğin ortaya çıkartılmasını sağlayacak bilirkişi, tanık veya başkaca her hangi bir delilin toplanmasından mahkemenin sarfı nazara etmemesi gerekir.

Sanık ve müdafiinin yargılamanın her aşamasında delillerinin toplanmasını isteyebilir.

Bylock konusu ile ilgili olarak; (Bu programı yüklemediğini ve kullanmadığını belirten sanıklar yönünden) Yargıtay 16. Ceza Dairesi 24.07.2016 T. 2015/3 esas, 2017/3 sayılı kararında “örgüt talimatı ile bu ağa dâhil olunduğunun ve gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığının, her türlü şüpheden uzak, kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti halinde, kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacaktır.” Değerlendirmelerine yer vermiştir. CMK’ nın 63/1 Maddesi gereğince “çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişi” incelemesi yapılması gerektiğinden ve Yargıtay 16. Ceza Dairesinin kararında vurgulandığı üzere bylock kullanımının kesin kanaate ulaştıracak teknik verilerle tespiti gerektiğinden, sanığın kullanıma ait hatta ilişkin bilgiler ve diğer kayıtlar getirtildikten sonra, hattın ve kullanılan cep telefonunun incelenmesi için Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiği vurgulanarak bu konuda talepte bulunulması sanığın haklarını kullanması yönünden yararlı olabilecektir. Mahkemenin maddi gerçeğe ulaşabilmesi için bilirkişi incelemesi zorunluluk arz etmektedir. Bu konuya ilişkin ayrıntılı açıklama ve dilekçe örnekleri internet sitesinde mevcuttur.

Bylocka yada dijital verilere ilişkin raporların bilgisayar veya iletişim mühendisliği alanlarında uzman kişilerce hazırlaması lazım. Ancak malesef süreçte yetkin olmayan kişilere polis memurlarına rapor hazırlattırılıyor. Varsa veya bulunabilirse, bilgisayar veya iletişim mühendisliği alanlarında uzman bu evsafta bir uzmandan mütalaa alınabilir. Bu uzman mütalaasını hazırlarken de mevcut bilgilerden ve dilekçelerden yararlanacaktır. Veya yararlanması istenebilir. Uzman birisi bilirkişi raporu ile dosyadaki bilgileri ve verileri karşılaştırması lazım. Ayrıca dosyadaki verilerle gerçekler çok farklı olabilir bu yüzden dosyadaki tüm veriler ile birlikte bu hususta uzman birisinden bir mütalaa alınması lazım dosyayı bu hususta yetkin birisine incelettirdiğinizde gerek bilirkişi raporunda gerekse dosyadaki verilerde ne kadar çok tahrip yapıldığını ve ne kadar çok yanlışlar olduğunu size gösterecektir. Bu hususları mahkemede sözlü olarak dile getirip duruşma tutanağına geçirmeniz çok çok önemli. Bilirkişi ne kadar kaliteli ve vasıflı olursa olsun hazırladığı rapordaki yazılanları maalesef mahkemeler iş yoğunluğunu bahane ederek tamamen okumuyorlar. Bilirkişi raporunun çok iyi özümsenmesi ve duruşmada sözlü olarak anlatılarak duruşma tutanağına geçirilmesi gerekir. Türkiye’de kararlar duruşma tutanağının okunması neticesinde verilir. Bu yüzden bahsedilen hususları birebir yerine getirmeye çalışınız. Bilirkişi raporundan sonra sitemizdeki tüm bylocka ilişkin notları da okuyarak savunmanızı hazırlayabilirsiniz. Arzedildiği üzere savunmanızı mümkün olduğunca sözlü olarak yapmaya çalışınız bir taraftan yazılı olarak savunmanızı veriniz diğer taraftan da sözlü olarak savunmanızı yapınız ve tutanağı geçirtiniz. Ayrıca aşağıdaki linkde yer alan hususları mahkemeden isteyiniz.

http://www.savunmahakki.com/wp-content/uploads/ByLockun-hukuka-uygun-delil-olmad%C4%B1g%CC%86%C4%B1n%C4%B1n-dolay%C4%B1s%C4%B1yla-ByLocka-dayan%C4%B1larak-mahkumiyet-kurulamayacag%CC%86%C4%B1na-dair-tespitin-mahkemece-yap%C4%B1lmas%C4%B1na-ilis%CC%A7kin-dilekc%CC%A7e.docx

Gizli tanık, tanık, başka dosya şüphelisi/sanığının beyanları ile ilgili olarak; Beyan delili olarak değerlendirilebilecek olan gizli tanık, tanık, başka dosya şüphelisi/sanığı beyanlarının öncelikle dosyaya getirtilmesi, duruşmada sanık ve müdafine huzurda bu beyanların ayrıntılı olarak olunması gerekir. Bundan sonra savunma hakkının kullanılabilmesi için bu gizli tanık, tanık, başka dosya şüphelisi/sanığı duruşmada hazır bulundurularak sanık ve müdafii tarafından bu kişilere doğrudan soru sorma hakkının ( CMK m.201) tanınması gereklidir. Beyanlar mahkemece hükme esas alınabilecek nitelikte ise duruşmada sadece beyanların okunması ile yetinilemez. Olayın delili tanık açıklamalarından ibaret ise tanık mutlaka yargılamada dinlenilmek zorundadır. (CMK m.201) Yargılamalarda bu hususlara uyulmadığı görülmektedir. Hukuka aykırı uygulama yapılıyor ise istinaf, temyiz ve AİHM başvuruları sırasında bu hukuka aykırılıkların ileri sürülebilmesi için yargılamayı yapan ilk derece Mahkemesinde bu hususların ileri sürülmesi hak kaybının önüne geçilmesi için büyük önem taşımaktadır. Mahkemeye taleplerin zamanında ve gereği gibi iletilmesinde çekimser davranılmaması gerekir.