Haklarında soruşturma başlatılan ve ilk başta adli kontrol tedbirine başvurulup aradan uzunca bir zaman geçmesine rağmen henüz haklarında bir karar verilmeyenler nasıl davranmalıdır?

Öncelikle belirtmek gerekirse soruşturma açılan herkes hakkında iddianame düzenlenmesi gibi bir zorunluluk söz konusu değildir. Eğer soruşturmayı başlatan savcılık makamı, ilgili hakkında kamu davası açmak için yeterli bir delil elde edememiş ise kovuşturma açılmasına yer olmadığına dair karar vermek durumundadır. Bu halde iddianame düzenlenmesi dolayısıyla bir ceza davası açılması söz konusu değildir.

Soruşturmayı yürüten savcılık makamı, elinde bir kamu davası açılmasını gerektirecek yeterli delil bulunduğu iddiasında ise bir iddianame düzenler ve yetkili ve görevli Mahkemeye gönderir. Mahkemenin iddianamenin kabulü kararıyla kamu davası açılmış olur.

Hakkında soruşturma başlatılan, gözaltına alınan, ifadeyi alan ve soruşturmayı yürüten C. Savcısı tarafından adli kontrol ya da tutuklama talebiyle Sulh Ceza Hakimliğine sevk edilen, Hakimlik tarafından tutuklanmayan ancak yurt dışı yasağı veya belli bir yere imza atma gibi adli kontrol şartıyla salıverilen bir kişi yukarıda belirtilen kararlardan biri verilinceye kadar Sulh Ceza Hakiminin takdir ettiği adli kontrol şartlarına uymakla yükümlüdür. Aksi bir davranış yasada tutuklama sebebi olarak kabul edilmiştir.

İlgili ikamet değişikliği ve sair nedenlerle, imza yeri ve zamanının değiştirilmesi gibi konularda kısaca adli kontrol şartlarında değişiklik yapılmasını veya tamamen kaldırılmasını soruşturmayı yürüten Savcılık makamından isteyebilir.

Bu durumdaki kişilerin, tutuklu olmamalarının avantajını kullanarak, soruşturmanın sonuçlanmasına kadar adli yardım edinmesi, hakkındaki iddialarla ilgili benzer durumdakilerin açılmışsa, bu davaları takip etmesi ve hukuki konularda yardımda bulunmayı amaçlayan internet sitelerini takip etmesi lehine olacaktır.

Birçok kişi ile birlikte aynı soruşturma dosyası içerisinde yar alan, tutuklu/adli kontrolle serbest/hakkında yakalama kararı olan gibi farklı hukuki durumlara sahip olan bir kişinin dosyası ayrılabilir mi?

Soruşturma dosyasının ayrılması ve ayrı yürütülmesi soruşturma aşamasında C. Savcısının, kovuşturma aşamasında yani yargılama sırasında Mahkemenin takdirindedir.

Uygulamada genelde C. savcıları ellerindeki kapsamlı ve sıkıntılı dosyalardan bir an önce kurtulmak amacıyla, kamu davası için yeterli delile ulaştığını düşündüğünde, varsa hakkında yakalama kararı bulunan şahsın yakalanıp ifadesinin alınmasını beklemeden bu haliyle iddianame düzenleyip Mahkemeye gönderme eğilimindedirler. Bu nedenle, hakkında yakalama kararı bulunan şahısların davaları da diğer şüphelilerle birlikte aynı anda açılmış olacaktır.

Yargılama aşamasında, Mahkeme hakkında yakalama kararı bulunan dolayısıyla savunması alınamayan sanık hakkındaki dosyayı, yargılamanın daha fazla uzamaması için ayırma yoluna gidecektir. Hakkında yakalama kararı bulunan şahıs yakalanıp savunması alınmadan hakkında karar verilmesi mümkün değildir.

Konuyla ilgili olarak şu hususu belirtmekte fayda var. Eğer sanık sayısı çok fazla olan dosyalarda, aralarında fiili ve hukuki irtibat bulunmayan, birlikte yargılanmalarında hukuki bir yarar bulunmayan kişilerin ısrarla toplu bir şekilde yargılanmalarının, sanığın savunma hakkını kısıtlayacağı yönünde Yargıtay kararları bulunmaktadır.

Kişi hakkında yakalama kararının bulunmasının bir dezavantajı var mıdır?

Hakkında yakalama kararı bulunan şahıslarla ilgili olarak toplumda, kaçıyorsa suçlu ve suçu kabul ediyor şeklinde yanlış bir algı söz konusudur. Mahkemeler kararlarını kişinin firari olup olmamasına değil dosyadaki delil durumuna göre verirler. Kişi hakkında yakalama kararının bulunması suçlu olduğu ya da cezalandırılacağı anlamına gelmez.

Hakkında yakalama kararı bulunanların aleyhine olabilecek şu hususu belirtmekte fayda vardır. Şöyle ki; az da olsa bir kısım mahkemeler Mahkemeler teslim olmamayı sanık aleyhine değerlendirmekte, ceza tayininde alt sınırdan uzaklaşabilmektedirler. Ayrıca takdiri indirim nedenlerini uygulamayabilmektedirler. Ancak bunlar istisnai durumlardır. Bunun için, firari olmanın ve teslim olmamanın gerekçesi olarak, sağlık, ailevi mazeretler gibi  makul ve mantıklı mazeretlerin ileri sürülmesi aleyhe olabilecek kararları engelleyecektir.

Hakkında yakalama kararı bulunan sanıklar haklarındaki yakalama kararının mahiyetini öğrenebilirler mi?

Yakalama kararına ve yakalamanın devamı kararına kamu davasının açıldığı mahkeme karar verir. Mahkemeler genelde, savunma almadan karar veremeyecekleri için yakalamanın devamı yönünde karar verirler.

İki türlü yakalama kararı vardır. Bir tanesi tutuklamaya yöneliktir, diğeri de savunmanın alınıp serbest bırakılmasına yöneliktir. hakkında yakalama kararı bulunan sanığın, hakkında yakalama olup olmadığını varsa ne tür bir yakalama kararı olduğunu, aynı dosyadan yargılaması devam eden firari olmayan sanıklar veya vekilleri aracılığı ile dosyada bulunan yakalama müzekkeresi içeriğinden öğrenebilirler. Yakalama müzekkeresinin alt kısmında ne tür bir yakalama olduğu yazar.

Soruşturma yeri yani yetkili savcılık neresi olmalıdır?

Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince soruşturma ve kovuşturma da suçun işlendiği yer yargı mercileri yetkilidir. ileri sürülen eylem yada eylemler nerede işlenmiş ise o yer makamları soruşturmayı yürütürler.

Ancak bu kural mutlak değildir. Başta kendisini yetkili gören savcılık sonradan dosyayı yetkili gördüğü

yer savcılığına gönderebilir.

Yargılama aşamasında da Mahkeme yetkisizlik kararı verebilirler.

Adli kontrolün ihlali hakkında bilgi verir misiniz?

Adli kontrol şartları ihlal edilmiş ise, mesela gününde imza atılmamışsa buna ilişkin varsa rapor ve mazerete ilişkin belgelerin ilgili savcılığa verilmesi gerekir.

İddianamenin açıldığı mahkeme, adli kontrolün ihlal edilip edilmediğine tutuklama olup olmayacağına karar verir. Genelde mahkemeler hiç bir işlem yapmadan sessiz kalıyorlar tutuklamaya karar vermiyorlar genel uygulama bu, ancak, adli kontrole uyulmazsa sayısı az da olsa tutuklama kararı verenler de oluyor.

Bu nedenle duruşmaya katılmamak riskli olabilir, katılınmadığı takdirde tutuklanmasına karar verilebilir, dolayısıyla mazeretin belgelenmesi ve verilmesi gerekir.

İlgili, ister sözlü ister yazılı olarak adli kontrolün kaldırılmasını durumuna uygun bir gerekçe ileri sürerek isteyebilir. Buna ilişkin mazeretler sunulur.

Duruşmaya gidilmez ise, yakalama kararı çıkartılır. Ancak savunma yapıldıktan sonra duruşmaya katılmaktan muaf tutulmayı ilgili mazeret sebebi (mesafe, hastalık yaşlılık, mesleki mazeret v.s) belirtilerek gerek duruşma sırasında sözlü gerekse duruşmada ya da öncesi veya sonrasında yazılı olarak mahkemeden her zaman istemek mümkündür.

Adli kontrol kararına itiraz hakkında bilgi verir misiniz?

İlgili hakkında bir soruşturma başlatılmış ve bu kapsamda hakkında yurtdışı çıkış yasağı konulmuş veya başka bir tedbire hükmedilmiş ise, yurtdışı çıkış yasağına karşı da diğer koruma tedbirleri gibi sulh ceza hakimliği nezdinde itiraz edilebilir.

Kararı veren sulh ceza hakimliğine itiraz dilekçesi verilebilir.

Hükümle birlikte tutukluluk olursa itiraz usulü nasıl olmalı?

7 gün içinde kararı veren mahkemeye itiraz edilir. Hükmen tutukluluğunun devamına karar verilen kişinin kendisi itiraz edebileceği gibi eşi de itiraz edebilir.

Dilekçe, kararı veren mahkemeye iletilmek üzere ikametindeki ağır ceza mahkemesine verilebilir.

Hükmü veren mahkeme tutukluluğu kaldırmazsa, itirazı inceleyecek mahkemeye gönderir.

Ayrıca temyiz dilekçesi ile birlikte de, tahliye talep edilebilir.

İlgili başka bir yerde sanık olarak yargılanıyor, ama sanık olarak başka bir yerde veya ikamet mahallinde  SEBGIS le (görüntülü olarak) duruşmaya katılmış ise, kendisi veya eşi, tutukluluğa itiraz veya tahliye dilekçesini her iki yerde ki ağır ceza mahkemelerine  vererek tahliye talebinde bulunabilirler.

Ayrıca son hükmen tutukluluk  kararına  karşı itiraz da edebilirler. Kararın temyizi için de dilekçelerini ya da sűre tutum dilekçelerini 7 gün içinde kararı veren mahkemeye veya o mahkemeye gönderilmek üzere başka yerdeki eşdeğer mahkemeye verebilirler.

Hüküm kesinleşince nasıl davranmak gerekir? Teslim olmamanın bir müeyyidesi var mıdır?

Hüküm kesinleşince, dosyanın mahkemeye intikalinden sonra kararın infazı için dosya infaz Savcılığına gönderilir.

İnfaz savcısı ceza miktarını dikkate alarak doğrudan infaz için yakalama kararı çıkarabilir.

Hükümlü teslim olursa infazına başlanır.

Teslim olmamanın herhangi bir müeyyidesi yada cezası yoktur.

Cezaevlerindeki keyfi koğuş değişiklikleri ile ilgili olarak ne yapılmalıdır?

Bu kararı cezaevi idaresi vermektedir. Ancak bu tamamen keyfi olarak kullanılabilecek bir yetki değildir. İlgili kişi tutuklandığında, suçun niteliğine, sosyal durumuna göre uygun bir koğuşa konulmalıdır. Aksi bir durumda koğuş değişikliği ve buna bağlı mağduriyetlerle ilgili olarak cezaevi yönetiminden yazılı talepte bulunulması uygun olur. Ancak uygulamada bu taleplerin kısmen karşılandığına şahit olunmaktadır.

Ancak bazı cezaevlerinde tamamen keyfi uygulamalara rastlanılmaktadır. Hatta bazı yerlerde, ısrarlı hak taleplerine tek kişilik hücreye koyma ve görüş yasağı gibi uygulamalarla karşılık verildiği yönünde haberler gelmektedir.

Farklı bir cezaevine nakille ilgili olarak, bu kararı Adalet Bakanlığı vermektedir. Cezaevi yönetimi aracılığı ile talepte bulunulabilir.

Sağlık nedeniyle nakil işleminin durdurulması için ilgili savcılığa dilekçe ile başvuru yapılabilir. Bu konuda hastaneye sevk alınarak buradan rapor da alınabilir. Sağlık gerekçesiyle tahliye talebinde de bulunulabilir. Ancak bütün bu işlemler yapılsa da nakile engel olunmama ihtimali daha yüksektir. Yetkisizlik kararı ve akabinde nakil işlemleri uzun bir süre alabilir.

Etkin pişmanlıktan yararlanıp serbest bırakılan birisinin ifadesi nedeniyle hakkında dava açılmış bulunan veya yakalama kararı bulunan birisi, itirafçı tarafından aleyhine verilen ifadenin geri alınması durumu varsa, nasıl bir yol izlemesi lazım?

İtirafçı olan şahısın mahkemece yeniden dinlemesi sanık yada  Avukatı aracılığı ile mahkemeye durum bildirilmek suretiyle  iletmesi lazımdır.

Av. duruşma sırasında tanıklık yapacak bu kişiyi kendilerinin hazır ettiklerini, dışarıda beklettiklerini söyleyerek dinletmek istediklerini söyleyip dinletebilir.

İfadesini düzeltecek tanık, genel olarak önceki ifadesinin yanlış olduğunu, polisin baskısı ve yönlendirmesiyle öyle söylediğini,  kendisini kurtarmak için suçlayıcı şeyler söylediğini, belirtir.

Dernek üyeleri ve kurucularının dernekte ne gibi faaliyetler yapıldı sorusu ile muhatap olunması durumunda ne cevap verilebilir?

Derneğin kuruluş amacı ve faaliyet alanı önemlidir. Sorguda derneğin direk yaptığı faaliyetlere ilişkin soru sorulmuyorsa,  maksatlı hareket edildiği anlaşılıyor ise, hiçbir faaliyet kabul edilmeyebilir.

Şüpheli/sanık her şeyi izah etmek durumunda değildir. Doğru söylemek zorunda da değildir. Aleyhine olan durumlarda,  en güzel savunma bilmiyorum, haberim yok, hatırlamıyorum gibi savunmalardır.

Başkalarının aleyhe olan beyanların da da, o kişi öyle düşünüyor ola bilir veya neden öyle söylediğini bilmiyorum, ben böyle düşünüyorum veya böyle biliyorum veya ben bu konuda başka bir şey bilmiyorum, şeklinde beyanlarda bulunulabilir.

Hayati tehlike kaydıyla tahliye edilenlerin sağlık mazeretinin devam etmesi halinde, duruşmaya gidip gitmemesi

Hastahaneye yatma durumunda, hastalık ciddiyetini koruyor demektir, bu sanığın lehine bir durumdur, yani bu nedenle Mahkeme sanığın aleyhine bir karar alamaz, tutuklayamaz.

Ancak bu nedenle duruşmaya gidilememe durumunda, hastane raporları ibraz edilebilir.

Esas hakkında savunma için ek süre alanlar, tekrar duruşmanın ertelenmesini isteyebilirler mi?

Makul bir nedenle duruşmanın tehiri her zaman istenebilir. Örneğin, baro avukatı yerine şahsi avukat tutmak istemek ertelemeyi gerektirir. Avukat bulunana kadar aynı mazeret dile getirilebilir.

Hakkında adli bir işlem başlatılmamış olup kendi adına bir hat üzerinden başka bir tanıdığı yada yakınının kullanması nedeniyle Bylock listesinde olan birisi yurt dışına çıkış yapmak isterse sorun olur mu?

Hakkında soruşturma olmasa bile büyük ihtimalle hakkında hukuka aykırı da olsa  bir yurt dışı çıkış yasağı vardır. Pasaportuna el konulabilir.

Bu durumda olan bir kişinin kendi üzerine olan bir hatta Bylock olması nedeniyle hakkında soruşturma başlatılması ve  gözaltına alınma ihtimali çok yüksektir.

Hakkında yakalama kararı ve ayrıca mal varlığı üzerinde tedbir kararı olan kişilerin aileleri ne yapabilir?

Ailesi veya bir avukat aracılığıyla tedbirin kaldırılması için müracaat edilebilir. Olumlu bir karar  çıkması zor ancak, ailenin diğer fertlerin geçim sıkıntısı çektikleri ileri sürülerek belki olumlu bir karar alınabilir.

Normal ziyaret günleri ve saatleri dışında ziyaret?

Olağanüstü durumlarda cezaevinde bulunan yakını ziyaret edilebilmek için makul bir gerekçe gösterilerek Cumhuriyet başsavcılığına cezaevi savcısına veya nöbetçi savcıya başvuru yapılabilir.

Sebebin savcılıkça makul karşılanması halinde görüş için yazılı izin verilebilir. Ancak hangi şartlarda savcılıkça izin verilir yada hiç verilmez ancak deneme yanılma yoluyla  anlaşılabilir. Cezaevi savcısının uygulaması katı ise Mesai saatleri dışı veya hafta sonuca başka bir savcıdan talepte bulunulabilir.

Yazılı savunma verilmesi dezavantaj mıdır?

Mahkeme aşamasında duruşma harici veya duruşma sırasında yazılı savunma bizzat elden verilebilir. Herhangi bir üst yazıya gerek yoktur. İlgili mahkemeye hitaben yazılması yeterlidir.

Yazılı savunma duruşma sırasında okunup akabinde dosyaya konulmak üzere mahkemeye verilebilir.  Ancak her zaman için  sözlü savunma anahtar faktördür ve çok önemlidir.

Savunma, ileri sürülen suçlamalara cevap niteliğinde olmalıdır. ekleyecek şeyler varsa onlarla birlikte sözlü olarak iddianamede ileri sürülen her bir suçlama için savunma yapılmalıdır. Yukarıda belirtildiği şekilde sadece yazılı savunma verilebilir. Ancak bunun yanında sözlü olarak ileri sürülen ithamlara tek tek mantıklı ve ne kısa ne de uzun olacak şekilde çarpıcı sözlerle cevap vermek daha doğrusu savunmanızı yapmak çok önemli yazılı savunma verildiği takdirde sözlü olarak savunma yapmak istemiyorum yazılı savunma mı kabul ediyorum denildiğinde, ayrıca sözlü savunma yapmak zorunluluğu yok ancak bu tavsiye edilen bir davranış şekli değildir.

Maalesef hakimlerin çok büyük bir kısmı yazılı savunmayı okumaz iddianamede ileri sürülen hususları dikkate alarak kararlarını verirler Türkiye’deki durum bu, bu yüzden sözlü savunma çok büyük  önem taşıyor. Heyetin kendisini yerinize koymasını isteyip onlara eylemlerinizden bahsedip bu şekilde terör örgütü üyeliği olabilir mi şeklindeki sarsıcı sorularla varsa uykudaki vicdanları rahatsız edilebilir.

Hapis Cezasının İnfazı Hastalık ve Gebelik Nedeni İle Ertelenebilir mi Ertelenmezse ne yapılabilir?

Hastalık halinde cezanın infazı geriye bırakılmamakta, cezanın infazına resmi sağlık kuruluşlarının mahkûmlara ayrılan bölümlerinde devam olunmaktadır. Ancak bu durumda bile hapis cezasının infazı, mahkûmun hayatı için kesin bir tehlike teşkil etmesi halinde mahkûmun cezasının infazı iyileşinceye kadar geri bırakılmaktadır.

 

Öte yandan, maruz kaldığı ağır bir hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremeyen ve toplum güvenliği bakımından tehlike oluşturmayacağı Cumhuriyet başsavcılığı tarafından değerlendirilen mahkûmun cezasının infazı da iyileşinceye kadar geri bırakılabilmektedir.

 

Geri bırakma kararı, Adli Tıp Kurumunca düzenlenen ya da Adalet Bakanlığınca belirlenen tam teşekküllü hastanelerin sağlık kurullarınca düzenlenip Adli Tıp Kurumunca onaylanan rapor üzerine, infazın yapıldığı yer Cumhuriyet Başsavcılığınca verilmektedir. Mahkûmun sağlık durumu, geri bırakma kararını veren Cumhuriyet Başsavcılığınca veya onun istemi üzerine, bulunduğu veya tedavisinin yapıldığı yer Cumhuriyet Başsavcılığınca, sağlık raporunda belirtilen sürelere, bir süre bulunmadığı takdirde birer yıllık dönemlere göre incelettirilmektedir.

 

İnceleme sonuçlarına göre geri bırakma kararını veren Cumhuriyet Başsavcılığınca, geri bırakmanın devam edip etmeyeceğine karar verilmektedir. Geri bırakma kararını veren Cumhuriyet Başsavcılığının istemi üzerine, mahkûmun izlenmesine yönelik tedbirler, bildirimin yapıldığı yerde bulunan kolluk makam ve memurlarınca yerine getirilmektedir. Bu fıkrada yazılı yükümlülüklere aykırı hareket edilmesi hâlinde geri bırakma kararı, kararı veren Cumhuriyet Başsavcılığınca kaldırılmaktadır. Bu karara karşı infaz hâkimliğine başvurulabilmektedir. Hapis cezasının infazı, gebe olan veya doğurduğu tarihten itibaren altı ay geçmemiş bulunan kadınlar hakkında geri bırakılmaktadır.

 

Çocuk ölmüş veya anasından başka birine verilmiş olursa, doğumdan itibaren iki ay geçince ceza infaz olunmaktadır. Kapalı ceza infaz kurumuna girdikten sonra gebe kalanlardan koşullu salıverilmesine altı yıldan fazla süre kalanlar ile eylem ve tutumları nedeniyle tehlikeli sayılanlar hakkında geri bırakma kararı verilmemekte, cezaları infaz kurumlarında kendileri için düzenlenen uygun yerlerde infaz olunmaktadır.

 

Akıl Hastalığı Dışında Ruhsal Rahatsızlığı Olan Hükümlülerin Cezalarının İnfazı

5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 18 maddesine göre, hapsedilme ve diğer nedenlerden kaynaklanan akıl hastalığı dışında ruhsal rahatsızlıkları bulunup da ruh ve sinir hastalıkları hastanelerinde tutulmaları gerekli görülmeyerek infaz kurumlarına geri gönderilenlerin cezaları, belirlenen infaz kurumlarının mahsus bölümlerinde infaz edilmektedir. Bu amaçla Elazığ, Samsun, Manisa, Adana ve Metris Rehabilitasyon merkezleri bulunmaktadır. Cezaların infazı için belirlenen infaz kurumlarının ihtiyaç duyduğu uzman ve diğer tıp görevlileri, Sağlık Bakanlığınca karşılanmaktadır.

 

 

  1. MADDEDE VERİLEN ERTELEME HAKKINI NASIL KULLANABİLİRİM

1-Başvuru, infazın çektirildiği yer (hükümlünün bulunduğu hapishanenin bağlı olduğu) Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak yapılır. Hükümlünün  doğrudan kendisi, vasisi, avukatı ya da zaruret halinde yakın akrabaları tarafından yapılabilir.

2-İlk tedavi ve teşhisten başlayarak hastalığın doğru, açık ve anlaşılır biçimde anlatılıp belgelendirilmesi hayati önemdedir.

Hastalığın genel niteliği, kişide yarattığı tahribat, ilerleme düzeyi, hastalığın genel tedavi koşulları ve kişi için zorunlu, asgari tedavi koşulları, tedavinin uygulanma sıklığı gibi bilgilerin de düzenlenecek belgelerde yer alması önemlidir.Hastaya ve hastalığa ilişkin en doğrudan bilgilere hastayı en yakından takip eden ve tedaviyi yapan hekim sahiptir. Hasta Hakları Yönetmeliği 15. madde hastaya tüm bu bilgileri isteme hakkı tanımaktadır.

Bunun için hapishanede tutulan sağlık dosyasında tüm tedavi ve teşhis belgelerinin yer aldığından emin olunmalıdır. Eğer hastalık infazdan önce başlamışsa ya da engelliliğin haline ilişkin önceden alınmış raporlar, geçirilmiş tedaviler varsa bunlara ilişkin tüm bilgiler başvuruya eklenmelidir. Bu belgelere ulaşılamıyorsa başvuru sırasında ya da inceleme aşamasında belgelere ilişkin bilgi verilerek belgelerin toplanması savcılık makamından talep edilmelidir.

İhtiyaç duyulması halinde kişinin tüm sağlık bilgileri değerlendirilerek durumuna ilişkin bir rapor uzman hekimlerden talep edilebilir.

Uygulamada yaşanan sıkıntılardan biri de uzman hekimlere ulaşmaktır, Türk Tabipler Birliği, sağlık sendikaları ya da bu alanda çalışan STÖ’ lerden yardım istenebilir. Bir diğer sıkıntı hapishanede tutulan sağlık dosyasına erişimde yaşanmaktadır. Kişinin sağlık bilgileri özeldir ve bu nedenle gizlidir. Ancak hakkında başvuru yapılacak kişi buna rıza gösterdiğini ve belgelerin örneğini almaya yetkili kıldığı kişinin açık kimliğini yazılı olarak hapishane idaresine bildirdiğinde bu sorun aşılabilir. Hasta Hakları Yönetmeliğinin 15. ve 16. maddeleri hastanın bu hakkını düzenlemektedir.

Bütün belgelerin ve dokümanların başvuru anında hazır olması gerekmemektedir ancak talebin kabulü için başvurunun yeterli tıbbi dokümanla desteklenmesi önemlidir.

Hapishanenin bulunduğu yere göre savcılık başvuranı ya Adli Tıp Kurumuna ya da Adalet Bakanlığınca belirlenmiş hastahanelerden uygun olanına sevk edecektir, bu resen yapılan bir işlemdir. Ama başvurucu –uygun koşulları taşımak koşuluyla- sevk edilmek istediği sağlık kurumunu ve sebepleri belirterek talepte bulunabilir.

Bu aşamada raporun örneği taraflara sunulacağından eksik ya da yetersiz görülen hususlara ilişkin itirazların yapılması ve gerekiyorsa ek rapor alınması için mutlaka başvuru yapılması gerekmektedir. Adli Tıp genelde ‘cezaevinde kalmasında sakınca yoktur’ diyerek kimi zaman tamamen yetkisi dışında raporlar verebilmektedir. Böylesi bir durumda itiraz zorunludur, bu aşamada verilecek rapor daha çok hastalığın genel tanımı ve raporu isteyen kişinin hastalıktan nasıl etkilendiği, hastalığın seyri, olası sonuçları, tedavi koşulları gibi bilgileri içermelidir.

Bütün bu sürecin sonunda eğer Cumhuriyet Başsavcılığı infazın geri bırakılmasına karar verirse yukarıda belirtildiği gibi belli koşullarla kişi salıverilir. Fakat savcılık başvuruyu yine “sebep belirterek” bu aşamada da reddedebilir.

Cumhuriyet Başsavcılığının ret kararı ister başvuru yapılır yapılmaz isterse gerekli incelemeler yapıldıktan sonra verilmiş olsun bu tür kararlara karşı itiraz yolu aynıdır. Ret kararına karşı, başvurunun yapıldığı yerde ki Ağır Ceza Mahkemesine itiraz etmek gerekir. Bu itiraz ret kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde yapılmalıdır. İtiraz, kararı veren Cumhuriyet Savcılığına da yapılabilir ve savcılık tarafından ilgili Ağır Ceza Mahkemesine iletilir. Ağır Ceza Mahkemesinin vereceği karar kesindir. Bu karara karşı yapılabilecek şey Anayasa Mahkemesi, AİHM gibi hukuki yollara başvmaktır. Bu başvuruların yapılabilmesi içinde iç hukuk yollarının doğru ve sonuna kadar kullanılmış olması gerekmektedir. Genelde Ağır Ceza Mahkemeleri tarafından Cumhuriyet Başsavcılığının kararlarını onandığı için Ağır Ceza Mahkemesine itiraz ihmal edilmektedir, oysa iç hukuk yollarını tüketmek AYM ve AİHM nezdinde hak aramak için ön koşuldur.

Bu konuda mutlaka dikkate alınması gereken bir husus da madde 16 çerçevesinde birden çok kez başvuru yapmanın mümkün olmasıdır. Hastalığın her safhasında bu talebi yeniden ileri sürmek mümkündür.

Bunların dışında fıkra (4) ile gebe ve yeni doğum yapmış kadınlar için istisna bir düzenleme getirilmiştir. ‘Hapis cezasının infazı, gebe olan veya doğurduğu tarihten itibaren altı ay geçmemiş bulunan kadınlar hakkında geri bırakılır. Çocuk ölmüş veya anasından başka birine verilmiş olursa, doğumdan itibaren iki ay geçince ceza infaz olunur.’

Ancak fıkra (5) ile bu düzenlemede kendi içinde ciddi sınırlamalara tabii tutulmuştur,’.. Kapalı ceza infaz kurumuna girdikten sonra gebe kalanlardan koşullu salıverilmesine altı yıldan fazla süre kalanlar ile eylem ve tutumları nedeniyle tehlikeli sayılanlar hakkında dördüncü fıkra hükümleri uygulanmaz…’ Bu başvurularda infazın gerçekleştiği yer Cumhuriyet Başsavcılığına yapılır ve yukarıda belirtilen yasal prosedüre göre işlem yapılır.

 

Hükümlünün istemiyle infazın ertelenmesi

(5275 sayılı yasa madde 17)

Bu madde sağlık sorunları da dahil olmak üzere mahpus hakkında verilen ceza hükmünü dikkate alarak ‘infaz ertelemesine’ olanak tanımaktadır.

Kimler başvuruda bulunabilir?

Hakkındaki ceza kesinleşmiş ve hapis cezasının infazı için çağrı kâğıdı gönderilenler veya hüküm almış ve halen mahpus olan kişiler başvurabilir.

 

Burada temel kriter hapis cezasının süresidir, kasten işlenen suçlarda 3 yıl ve daha az, taksirli suçlarda 5 yıl ve daha az hüküm giyen kişiler, hapishanede de olsalar bu madde kapsamında başvuru yapabilirler.

 

Madde 17 kapsamında yapılan başvuru ile talep edilen haklar nelerdir?

Cezanın infazı 6 aylık sürelere en fazla iki kez ertelenebilir. Burada infazın ertelenmesi kesin bir süreye bağlıdır; en fazla 1 yıllık bir süre için infazın uygulanması geri bırakılır. Ancak terör suçları, örgüt faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlar için 17. Maddenin uygulama alanı yoktur.

 

 

Ağır Hastalık, Sakatlık veya Kocama Nedeniyle Hayatlarını Yalnız İdame Ettiremeyen Hükümlüler hakkında Denetimli Serbestlik Tedbiri Uygulanması

(5275sayılı yasa ek madde 105/A)

Bu madde genel olarak denetimli serbestlik uygulamasını düzenlemektedir ve fıkra (3) (b) bendinde  ‘Maruz kaldıkları ağır bir hastalık, engellilik veya kocama nedeniyle hayatlarını yalnız idame ettiremeyen ve koşullu salıverilmesine üç yıl veya daha az süre kalan hükümlüler, diğer şartları da taşımaları hâlinde yararlanabilirler. Ağır hastalık, engellilik veya kocama hâli, Adlî Tıp Kurumundan alınan veya Adalet Bakanlığınca belirlenen tam teşekküllü hastanelerin sağlık kurullarınca düzenlenip Adlî Tıp Kurumunca onaylanan bir raporla belgelendirilmelidir.’ düzenlemesine yer verilmiştir.

Öncelikle bu yasanın mahpuslara uygulanabilmesi için denetimli serbestlik hakkı iyi halli olma gibi yasada tanımlanmış zorunlu koşulları taşımak gerekmektedir. Ayrıca ağır hastalık, engellilik ya da kocama halinin Adli Tıp Kurumundan alınan ya da Adli Tıp Kurumunca onaylanan bir raporla belgelendirilmesi gerekmektedir.

Başvurunun infazın çektirildiği yerde ki İnfaz Hâkimliğine yapılması gerekmektedir.

Başvurunun kabulü halinde, belirlenen koşullar çerçevesinde mahpus salıverilir, denetimli serbestlik için öngörülen kurallara riayet ettiğinde kalan cezasını dışarda geçirerek tamamlar.

Bu başvuru sonrasında mahkeme talebi ret ederse bu karara karşı Ağır Ceza Mahkemesine itiraz etmek mümkündür.

 

Sürekli Hastalık, Sakatlık ve Kocama Sebebi Anayasa 104 madde çerçevesinde af talebi

Anayasa’nın 104. maddesine göre, Cumhurbaşkanı “sürekli hastalık, sakatlık ve kocama sebebi ile belirli kişilerin cezalarını hafifletmek ve kaldırmak” yetkisine sahiptir. Bu konuda yapılacak tek şey Cumhurbaşkanlığına yazılı olarak başvurmaktan ibarettir; kişi isterse bu dilekçeye raporlar ve sağlık durumuna ilişkin diğer belgeleri ekleyebilir.

 

  Konuya ilişkin kanun maddeleri aşağıda ki gibidir. 

 

 

Madde 16 (Hapis cezasının infazının hastalık nedeni ile ertelenmesi) 

(1) Akıl hastalığına tutulan hükümlünün cezasının infazı geriye bırakılır ve hükümlü, iyileşinceye kadar Türk Ceza Kanununun 57 nci maddesinde belirtilen sağlık kurumunda koruma ve tedavi altına alınır. Sağlık kurumunda geçen süreler cezaevinde geçmiş sayılır.

(2) Diğer hastalıklarda cezanın infazına, resmî sağlık kuruluşlarının mahkûmlara ayrılan bölümlerinde devam olunur. Ancak bu durumda bile hapis cezasının infazı, mahkûmun hayatı için kesin bir tehlike teşkil ediyorsa mahkûmun cezasının infazı iyileşinceye kadar geri bırakılır.

(3) Yukarıdaki fıkralarda belirtilen geri bırakma kararı, Adlî Tıp Kurumunca düzenlenen ya da Adalet Bakanlığınca belirlenen tam teşekküllü hastanelerin sağlık kurullarınca düzenlenip Adlî Tıp Kurumunca onaylanan rapor üzerine, infazın yapıldığı yer Cumhuriyet Başsavcılığınca verilir. Geri bırakma kararı, mahkûmun tâbi olacağı yükümlülükler belirtilmek suretiyle kendisine ve yasal temsilcisine tebliğ edilir. Mahkûmun geri bırakma süresi içinde bulunacağı yer, kendisi veya yasal temsilcisi tarafından ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına bildirilir. Mahkûmun sağlık durumu, geri bırakma kararını veren Cumhuriyet Başsavcılığınca veya onun istemi üzerine, bulunduğu veya tedavisinin yapıldığı yer Cumhuriyet Başsavcılığınca, sağlık raporunda belirtilen sürelere,  bir  süre  bulunmadığı  takdirde  birer yıllık dönemlere  göre bu fıkrada yazılı usule uygun  olarak  incelettirilir.  İnceleme  sonuçlarına  göre  geri  bırakma kararını veren Cumhuriyet Başsavcılığınca, geri bırakmanın devam edip etmeyeceğine karar verilir. Geri bırakma kararını veren Cumhuriyet Başsavcılığının istemi üzerine, mahkûmun izlenmesine yönelik tedbirler, bildirimin yapıldığı yerde bulunan kolluk makam ve memurlarınca yerine getirilir. Bu fıkrada yazılı yükümlülüklere aykırı hareket edilmesi hâlinde geri bırakma kararı, kararı veren Cumhuriyet Başsavcılığınca kaldırılır. Bu karara karşı infaz hâkimliğine başvurulabilir.

(4) Hapis cezasının infazı, gebe olan veya doğurduğu tarihten itibaren altı ay geçmemiş bulunan kadınlar hakkında geri bırakılır. Çocuk ölmüş veya anasından başka birine verilmiş olursa, doğumdan itibaren iki ay geçince ceza infaz olunur.

(5) (Ek: 24/1/2013-6411/3 md.) Kapalı ceza infaz kurumuna girdikten sonra gebe kalanlardan koşullu salıverilmesine altı yıldan fazla süre kalanlar ile eylem ve tutumları nedeniyle tehlikeli sayılanlar hakkında dördüncü fıkra hükümleri uygulanmaz. Bu kişilerin cezasının dördüncü fıkrada öngörülen kısmı, ceza infaz kurumlarında kendileri için düzenlenen uygun yerlerde infaz olunur.

(6) (Ek: 24/1/2013-6411/3 md.) Maruz kaldığı ağır bir hastalık veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame ettiremeyen ve toplum güvenliği bakımından tehlike oluşturmayacağı değerlendirilen mahkûmun cezasının infazı üçüncü fıkrada belirlenen usule göre iyileşinceye kadar geri bırakılabilir.

Madde 17 (Hükümlünün istemiyle infazın ertelenmesi)– (Değişik: 24/1/2013-6411/4 md.) 

(1) Kasten işlenen suçlarda üç yıl, taksirle işlenen suçlarda ise beş yıl veya daha az süreli hapis cezalarının infazı, çağrı üzerine gelen hükümlünün istemi üzerine, Cumhuriyet Başsavcılığınca ertelenebilir.

(2) Erteleme, her defasında bir yılı geçmemek üzere en fazla iki kez uygulanabilir.

(3) Erteleme süresi içinde, hükümlü hakkında kasten işlenen bir suçtan dolayı kamu davası açılması hâlinde, erteleme kararı kaldırılarak ceza derhal infaz olunur.

(4) Birinci fıkrada belirtilen hapis cezalarının infazına başlanmış olsa bile, hükümlünün yükseköğrenimini bitirebilmesi, ana, baba, eş veya çocuklarının ölümü veya bu kişilerin sürekli hastalık veya malullükleri nedeniyle ailenin ticari faaliyetlerinin yürütülebilmesinin veya tarım topraklarının işlenebilmesinin imkânsız hâle gelmesi veya hükümlünün hastalığının sürekli bir tedaviyi gerektirmesi gibi zorunlu ve çok ivedi hâllerde, Cumhuriyet Başsavcılığınca altı ayı geçmeyen sürelerle hapis cezasının infazına ara verilebilir. Ancak bu ara verme iki defadan fazla olamaz.

(5) Erteleme isteminin kabulü, güvence gösterilmesine veya diğer bir şarta bağlanabilir.

(6) Bu madde hükümleri;

  1. a) Terör suçları, örgüt faaliyetleri çerçevesinde işlenen suçlar ve cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlardan mahkûm olanlar,
  2. b) Mükerrerlere özgü infaz rejimi uygulanmasına karar verilenler,
  3. c) Disiplin veya tazyik hapsine mahkûm olanlar,hakkında uygulanmaz.

Madde 105/A – (Ek: 5/4/2012-6291/1 md.)

(1) Hükümlülerin dış dünyaya uyumlarını sağlamak, aileleriyle bağlarını sürdürmelerini ve güçlendirmelerini temin etmek amacıyla;

  1. a) Açık ceza infaz kurumunda cezasının son altı ayını kesintisiz olarak geçiren,
  2. b) Çocuk eğitim evinde toplam cezasının beşte birini tamamlayan, koşullu salıverilmesine bir yıl veya daha az süre kalan iyi hâlli hükümlülerin talebi hâlinde, cezalarının koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına, ceza infaz kurumu idaresince hükümlü hakkında hazırlanan değerlendirme raporu dikkate alınarak, infaz hâkimi tarafından karar verilebilir.

(2) Açık ceza infaz kurumuna ayrılma şartları oluşmasına karşın, iradesi dışındaki bir nedenle açık ceza infaz kurumuna ayrılamayan veya bu nedenle kapalı ceza infaz kurumuna geri gönderilen iyi hâlli hükümlüler, açık ceza infaz kurumuna ayrılma şartlarının oluşmasından itibaren en az altı aylık sürenin geçmiş olması durumunda, diğer şartları da taşımaları hâlinde, birinci fıkrada düzenlenen infaz usulünden yararlanabilirler.

(3) Yukarıdaki fıkralarda düzenlenen infaz usulünden;

  1. a) Sıfır-altı yaş grubunda çocuğu bulunan ve koşullu salıverilmesine iki yıl veya daha az süre kalan kadın hükümlüler,
  2. b) Maruz kaldıkları ağır bir hastalık, engellilik veya kocama nedeniyle hayatlarını yalnız idame ettiremeyen ve koşullu salıverilmesine üç yıl veya daha az süre kalan hükümlüler, diğer şartları da taşımaları hâlinde yararlanabilirler. Ağır hastalık, engellilik veya kocama hâli, Adlî Tıp Kurumundan alınan veya Adalet Bakanlığınca belirlenen tam teşekküllü hastanelerin sağlık kurullarınca düzenlenip Adlî Tıp Kurumunca onaylanan bir raporla belgelendirilmelidir.

(4) Adli para cezasının ödenmemesi nedeniyle, cezası hapse çevrilen hükümlülerin yukarıdaki fıkralardaki infaz usulünden yararlanmalarında, hak ederek tahliye tarihi esas alınır.

(5) Denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle cezasının infazına karar verilen hükümlünün, koşullu salıverilme tarihine kadar;

  1. a) Kamuya yararlı bir işte ücretsiz olarak çalıştırılması,
  2. b) Bir konut veya bölgede denetim ve gözetim altında bulundurulması,
  3. c) Belirlenen yer veya bölgelere gitmemesi,
  4. d) Belirlenen programlara katılması, yükümlülüklerinden bir veya birden fazlasına tabi tutulmasına, denetimli serbestlik müdürlüğünce karar verilir. Hükümlünün risk ve ihtiyaçları dikkate alınarak yükümlülükleri değiştirilebilir.

(6) Hükümlünün;

  1. a) Ceza infaz kurumundan ayrıldıktan sonra, talebinde belirttiği denetimli serbestlik müdürlüğüne üç gün içinde müracaat etmemesi,
  2. b) Hakkında belirlenen yükümlülüklere, denetimli serbestlik müdürlüğünün hazırladığı denetim ve iyileştirme programına, denetimli serbestlik görevlilerinin bu kapsamdaki uyarı ve önerileriyle hakkında hazırlanan denetim planına uymamakta ısrar etmesi,
  3. c) Ceza infaz kurumuna geri dönmek istemesi, hâlinde, denetimli serbestlik müdürlüğünün talebi üzerine, koşullu salıverilme tarihine kadar olan cezasının infazı için kapalı ceza infaz kurumuna gönderilmesine, infaz hâkimi tarafından karar verilir.

(7) Hükümlü hakkında;

  1. a) İşlediği iddia olunan başka bir suçtan dolayı 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 100 üncü maddesinde sayılan nedenlerle tutuklama kararı verilmesi,
  2. b) Denetimli serbestlik tedbiri uygulanmaya başlanmasından önce işlediği iddia olunan ve cezasının üst sınırı yedi yıldan az olmayan bir suçtan dolayı soruşturma veya kovuşturmaya devam edilmesi,
  3. c) Denetimli serbestlik tedbiri uygulanmaya başlandıktan sonra işlediği iddia olunan ve cezasının alt sınırı bir yıl veya daha fazla olan kasıtlı bir suçtan dolayı soruşturma veya kovuşturma başlatılması, hâlinde, denetimli serbestlik müdürlüğünün talebi üzerine, infaz hâkimi tarafından, hükümlünün kapalı ceza infaz kurumuna gönderilmesine karar verilir. Hükümlü hakkında soruşturma sonucunda kovuşturmaya yer olmadığı veya kovuşturma sonucunda beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, davanın reddi veya düşme kararı verilmesi hâlinde, hükümlünün cezasının infazına denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak devam olunmasına infaz hâkimi tarafından karar verilir.

(8) Denetimli serbestlik müdürlüğüne müracaat etmesi gereken sürenin bitiminden itibaren iki gün geçmiş olmasına karşın müracaat etmeyenler ile kapalı ceza infaz kurumuna iade kararı verilmesine rağmen iki gün içinde en yakın Cumhuriyet başsavcılığına teslim olmayan hükümlüler hakkında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 292 nci ve 293 üncü maddelerinde yazılı hükümler uygulanır.

(9) Yükümlülüklerin gereklerine ve denetim planına uygun davranan hükümlünün koşullu salıverilmesi hakkında denetimli serbestlik müdürlüğü tarafından hazırlanan gerekçeli rapor, 107 inci ve 108 inci maddeler uyarınca işlem yapılmak üzere ilgili mahkemeye gönderilir.

(10) Denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezaların infazına ilişkin esas ve usuller yönetmelikle düzenlenir.