Haklarında soruşturma başlatılan ve ilk başta adli kontrol tedbirine başvurulup aradan uzunca bir zaman geçmesine rağmen henüz haklarında bir karar verilmeyenler nasıl davranmalıdır?

Öncelikle belirtmek gerekirse soruşturma açılan herkes hakkında iddianame düzenlenmesi gibi bir zorunluluk söz konusu değildir. Eğer soruşturmayı başlatan savcılık makamı, ilgili hakkında kamu davası açmak için yeterli bir delil elde edememiş ise kovuşturma açılmasına yer olmadığına dair karar vermek durumundadır. Bu halde iddianame düzenlenmesi dolayısıyla bir ceza davası açılması söz konusu değildir.

Soruşturmayı yürüten savcılık makamı, elinde bir kamu davası açılmasını gerektirecek yeterli delil bulunduğu iddiasında ise bir iddianame düzenler ve yetkili ve görevli Mahkemeye gönderir. Mahkemenin iddianamenin kabulü kararıyla kamu davası açılmış olur.

Hakkında soruşturma başlatılan, gözaltına alınan, ifadeyi alan ve soruşturmayı yürüten C. Savcısı tarafından adli kontrol ya da tutuklama talebiyle Sulh Ceza Hakimliğine sevk edilen, Hakimlik tarafından tutuklanmayan ancak yurt dışı yasağı veya belli bir yere imza atma gibi adli kontrol şartıyla salıverilen bir kişi yukarıda belirtilen kararlardan biri verilinceye kadar Sulh Ceza Hakiminin takdir ettiği adli kontrol şartlarına uymakla yükümlüdür. Aksi bir davranış yasada tutuklama sebebi olarak kabul edilmiştir.

İlgili ikamet değişikliği ve sair nedenlerle, imza yeri ve zamanının değiştirilmesi gibi konularda kısaca adli kontrol şartlarında değişiklik yapılmasını veya tamamen kaldırılmasını soruşturmayı yürüten Savcılık makamından isteyebilir.

Bu durumdaki kişilerin, tutuklu olmamalarının avantajını kullanarak, soruşturmanın sonuçlanmasına kadar adli yardım edinmesi, hakkındaki iddialarla ilgili benzer durumdakilerin açılmışsa, bu davaları takip etmesi ve hukuki konularda yardımda bulunmayı amaçlayan internet sitelerini takip etmesi lehine olacaktır.

Birçok kişi ile birlikte aynı soruşturma dosyası içerisinde yar alan, tutuklu/adli kontrolle serbest/hakkında yakalama kararı olan gibi farklı hukuki durumlara sahip olan bir kişinin dosyası ayrılabilir mi?

Soruşturma dosyasının ayrılması ve ayrı yürütülmesi soruşturma aşamasında C. Savcısının, kovuşturma aşamasında yani yargılama sırasında Mahkemenin takdirindedir.

Uygulamada genelde C. savcıları ellerindeki kapsamlı ve sıkıntılı dosyalardan bir an önce kurtulmak amacıyla, kamu davası için yeterli delile ulaştığını düşündüğünde, varsa hakkında yakalama kararı bulunan şahsın yakalanıp ifadesinin alınmasını beklemeden bu haliyle iddianame düzenleyip Mahkemeye gönderme eğilimindedirler. Bu nedenle, hakkında yakalama kararı bulunan şahısların davaları da diğer şüphelilerle birlikte aynı anda açılmış olacaktır.

Yargılama aşamasında, Mahkeme hakkında yakalama kararı bulunan dolayısıyla savunması alınamayan sanık hakkındaki dosyayı, yargılamanın daha fazla uzamaması için ayırma yoluna gidecektir. Hakkında yakalama kararı bulunan şahıs yakalanıp savunması alınmadan hakkında karar verilmesi mümkün değildir.

Konuyla ilgili olarak şu hususu belirtmekte fayda var. Eğer sanık sayısı çok fazla olan dosyalarda, aralarında fiili ve hukuki irtibat bulunmayan, birlikte yargılanmalarında hukuki bir yarar bulunmayan kişilerin ısrarla toplu bir şekilde yargılanmalarının, sanığın savunma hakkını kısıtlayacağı yönünde Yargıtay kararları bulunmaktadır.

Kişi hakkında yakalama kararının bulunmasının bir dezavantajı var mıdır?

Hakkında yakalama kararı bulunan şahıslarla ilgili olarak toplumda, kaçıyorsa suçlu ve suçu kabul ediyor şeklinde yanlış bir algı söz konusudur. Mahkemeler kararlarını kişinin firari olup olmamasına değil dosyadaki delil durumuna göre verirler. Kişi hakkında yakalama kararının bulunması suçlu olduğu ya da cezalandırılacağı anlamına gelmez.

Hakkında yakalama kararı bulunanların aleyhine olabilecek şu hususu belirtmekte fayda vardır. Şöyle ki; az da olsa bir kısım mahkemeler Mahkemeler teslim olmamayı sanık aleyhine değerlendirmekte, ceza tayininde alt sınırdan uzaklaşabilmektedirler. Ayrıca takdiri indirim nedenlerini uygulamayabilmektedirler. Ancak bunlar istisnai durumlardır. Bunun için, firari olmanın ve teslim olmamanın gerekçesi olarak, sağlık, ailevi mazeretler gibi  makul ve mantıklı mazeretlerin ileri sürülmesi aleyhe olabilecek kararları engelleyecektir.

Hakkında yakalama kararı bulunan sanıklar haklarındaki yakalama kararının mahiyetini öğrenebilirler mi?

Yakalama kararına ve yakalamanın devamı kararına kamu davasının açıldığı mahkeme karar verir. Mahkemeler genelde, savunma almadan karar veremeyecekleri için yakalamanın devamı yönünde karar verirler.

İki türlü yakalama kararı vardır. Bir tanesi tutuklamaya yöneliktir, diğeri de savunmanın alınıp serbest bırakılmasına yöneliktir. hakkında yakalama kararı bulunan sanığın, hakkında yakalama olup olmadığını varsa ne tür bir yakalama kararı olduğunu, aynı dosyadan yargılaması devam eden firari olmayan sanıklar veya vekilleri aracılığı ile dosyada bulunan yakalama müzekkeresi içeriğinden öğrenebilirler. Yakalama müzekkeresinin alt kısmında ne tür bir yakalama olduğu yazar.

Soruşturma yeri yani yetkili savcılık neresi olmalıdır?

Ceza Muhakemesi Kanunu gereğince soruşturma ve kovuşturma da suçun işlendiği yer yargı mercileri yetkilidir. ileri sürülen eylem yada eylemler nerede işlenmiş ise o yer makamları soruşturmayı yürütürler.

Ancak bu kural mutlak değildir. Başta kendisini yetkili gören savcılık sonradan dosyayı yetkili gördüğü

yer savcılığına gönderebilir.

Yargılama aşamasında da Mahkeme yetkisizlik kararı verebilirler.

Adli kontrolün ihlali hakkında bilgi verir misiniz?

Adli kontrol şartları ihlal edilmiş ise, mesela gününde imza atılmamışsa buna ilişkin varsa rapor ve mazerete ilişkin belgelerin ilgili savcılığa verilmesi gerekir.

İddianamenin açıldığı mahkeme, adli kontrolün ihlal edilip edilmediğine tutuklama olup olmayacağına karar verir. Genelde mahkemeler hiç bir işlem yapmadan sessiz kalıyorlar tutuklamaya karar vermiyorlar genel uygulama bu, ancak, adli kontrole uyulmazsa sayısı az da olsa tutuklama kararı verenler de oluyor.

Bu nedenle duruşmaya katılmamak riskli olabilir, katılınmadığı takdirde tutuklanmasına karar verilebilir, dolayısıyla mazeretin belgelenmesi ve verilmesi gerekir.

İlgili, ister sözlü ister yazılı olarak adli kontrolün kaldırılmasını durumuna uygun bir gerekçe ileri sürerek isteyebilir. Buna ilişkin mazeretler sunulur.

Duruşmaya gidilmez ise, yakalama kararı çıkartılır. Ancak savunma yapıldıktan sonra duruşmaya katılmaktan muaf tutulmayı ilgili mazeret sebebi (mesafe, hastalık yaşlılık, mesleki mazeret v.s) belirtilerek gerek duruşma sırasında sözlü gerekse duruşmada ya da öncesi veya sonrasında yazılı olarak mahkemeden her zaman istemek mümkündür.

Adli kontrol kararına itiraz hakkında bilgi verir misiniz?

İlgili hakkında bir soruşturma başlatılmış ve bu kapsamda hakkında yurtdışı çıkış yasağı konulmuş veya başka bir tedbire hükmedilmiş ise, yurtdışı çıkış yasağına karşı da diğer koruma tedbirleri gibi sulh ceza hakimliği nezdinde itiraz edilebilir.

Kararı veren sulh ceza hakimliğine itiraz dilekçesi verilebilir.

Hükümle birlikte tutukluluk olursa itiraz usulü nasıl olmalı?

7 gün içinde kararı veren mahkemeye itiraz edilir. Hükmen tutukluluğunun devamına karar verilen kişinin kendisi itiraz edebileceği gibi eşi de itiraz edebilir.

Dilekçe, kararı veren mahkemeye iletilmek üzere ikametindeki ağır ceza mahkemesine verilebilir.

Hükmü veren mahkeme tutukluluğu kaldırmazsa, itirazı inceleyecek mahkemeye gönderir.

Ayrıca temyiz dilekçesi ile birlikte de, tahliye talep edilebilir.

İlgili başka bir yerde sanık olarak yargılanıyor, ama sanık olarak başka bir yerde veya ikamet mahallinde  SEBGIS le (görüntülü olarak) duruşmaya katılmış ise, kendisi veya eşi, tutukluluğa itiraz veya tahliye dilekçesini her iki yerde ki ağır ceza mahkemelerine  vererek tahliye talebinde bulunabilirler.

Ayrıca son hükmen tutukluluk  kararına  karşı itiraz da edebilirler. Kararın temyizi için de dilekçelerini ya da sűre tutum dilekçelerini 7 gün içinde kararı veren mahkemeye veya o mahkemeye gönderilmek üzere başka yerdeki eşdeğer mahkemeye verebilirler.

Hüküm kesinleşince nasıl davranmak gerekir? Teslim olmamanın bir müeyyidesi var mıdır?

Hüküm kesinleşince, dosyanın mahkemeye intikalinden sonra kararın infazı için dosya infaz Savcılığına gönderilir.

İnfaz savcısı ceza miktarını dikkate alarak doğrudan infaz için yakalama kararı çıkarabilir.

Hükümlü teslim olursa infazına başlanır.

Teslim olmamanın herhangi bir müeyyidesi yada cezası yoktur.

Cezaevlerindeki keyfi koğuş değişiklikleri ile ilgili olarak ne yapılmalıdır?

Bu kararı cezaevi idaresi vermektedir. Ancak bu tamamen keyfi olarak kullanılabilecek bir yetki değildir. İlgili kişi tutuklandığında, suçun niteliğine, sosyal durumuna göre uygun bir koğuşa konulmalıdır. Aksi bir durumda koğuş değişikliği ve buna bağlı mağduriyetlerle ilgili olarak cezaevi yönetiminden yazılı talepte bulunulması uygun olur. Ancak uygulamada bu taleplerin kısmen karşılandığına şahit olunmaktadır.

Ancak bazı cezaevlerinde tamamen keyfi uygulamalara rastlanılmaktadır. Hatta bazı yerlerde, ısrarlı hak taleplerine tek kişilik hücreye koyma ve görüş yasağı gibi uygulamalarla karşılık verildiği yönünde haberler gelmektedir.

Farklı bir cezaevine nakille ilgili olarak, bu kararı Adalet Bakanlığı vermektedir. Cezaevi yönetimi aracılığı ile talepte bulunulabilir.

Sağlık nedeniyle nakil işleminin durdurulması için ilgili savcılığa dilekçe ile başvuru yapılabilir. Bu konuda hastaneye sevk alınarak buradan rapor da alınabilir. Sağlık gerekçesiyle tahliye talebinde de bulunulabilir. Ancak bütün bu işlemler yapılsa da nakile engel olunmama ihtimali daha yüksektir. Yetkisizlik kararı ve akabinde nakil işlemleri uzun bir süre alabilir.

Etkin pişmanlıktan yararlanıp serbest bırakılan birisinin ifadesi nedeniyle hakkında dava açılmış bulunan veya yakalama kararı bulunan birisi, itirafçı tarafından aleyhine verilen ifadenin geri alınması durumu varsa, nasıl bir yol izlemesi lazım?

İtirafçı olan şahısın mahkemece yeniden dinlemesi sanık yada  Avukatı aracılığı ile mahkemeye durum bildirilmek suretiyle  iletmesi lazımdır.

Av. duruşma sırasında tanıklık yapacak bu kişiyi kendilerinin hazır ettiklerini, dışarıda beklettiklerini söyleyerek dinletmek istediklerini söyleyip dinletebilir.

İfadesini düzeltecek tanık, genel olarak önceki ifadesinin yanlış olduğunu, polisin baskısı ve yönlendirmesiyle öyle söylediğini,  kendisini kurtarmak için suçlayıcı şeyler söylediğini, belirtir.

Dernek üyeleri ve kurucularının dernekte ne gibi faaliyetler yapıldı sorusu ile muhatap olunması durumunda ne cevap verilebilir?

Derneğin kuruluş amacı ve faaliyet alanı önemlidir. Sorguda derneğin direk yaptığı faaliyetlere ilişkin soru sorulmuyorsa,  maksatlı hareket edildiği anlaşılıyor ise, hiçbir faaliyet kabul edilmeyebilir.

Şüpheli/sanık her şeyi izah etmek durumunda değildir. Doğru söylemek zorunda da değildir. Aleyhine olan durumlarda,  en güzel savunma bilmiyorum, haberim yok, hatırlamıyorum gibi savunmalardır.

Başkalarının aleyhe olan beyanların da da, o kişi öyle düşünüyor ola bilir veya neden öyle söylediğini bilmiyorum, ben böyle düşünüyorum veya böyle biliyorum veya ben bu konuda başka bir şey bilmiyorum, şeklinde beyanlarda bulunulabilir.

Hayati tehlike kaydıyla tahliye edilenlerin sağlık mazeretinin devam etmesi halinde, duruşmaya gidip gitmemesi

Hastahaneye yatma durumunda, hastalık ciddiyetini koruyor demektir, bu sanığın lehine bir durumdur, yani bu nedenle Mahkeme sanığın aleyhine bir karar alamaz, tutuklayamaz.

Ancak bu nedenle duruşmaya gidilememe durumunda, hastane raporları ibraz edilebilir.

Esas hakkında savunma için ek süre alanlar, tekrar duruşmanın ertelenmesini isteyebilirler mi?

Makul bir nedenle duruşmanın tehiri her zaman istenebilir. Örneğin, baro avukatı yerine şahsi avukat tutmak istemek ertelemeyi gerektirir. Avukat bulunana kadar aynı mazeret dile getirilebilir.

Hakkında adli bir işlem başlatılmamış olup kendi adına bir hat üzerinden başka bir tanıdığı yada yakınının kullanması nedeniyle Bylock listesinde olan birisi yurt dışına çıkış yapmak isterse sorun olur mu?

Hakkında soruşturma olmasa bile büyük ihtimalle hakkında hukuka aykırı da olsa  bir yurt dışı çıkış yasağı vardır. Pasaportuna el konulabilir.

Bu durumda olan bir kişinin kendi üzerine olan bir hatta Bylock olması nedeniyle hakkında soruşturma başlatılması ve  gözaltına alınma ihtimali çok yüksektir.

Hakkında yakalama kararı ve ayrıca mal varlığı üzerinde tedbir kararı olan kişilerin aileleri ne yapabilir?

Ailesi veya bir avukat aracılığıyla tedbirin kaldırılması için müracaat edilebilir. Olumlu bir karar  çıkması zor ancak, ailenin diğer fertlerin geçim sıkıntısı çektikleri ileri sürülerek belki olumlu bir karar alınabilir.

Normal ziyaret günleri ve saatleri dışında ziyaret?

Olağanüstü durumlarda cezaevinde bulunan yakını ziyaret edilebilmek için makul bir gerekçe gösterilerek Cumhuriyet başsavcılığına cezaevi savcısına veya nöbetçi savcıya başvuru yapılabilir.

Sebebin savcılıkça makul karşılanması halinde görüş için yazılı izin verilebilir. Ancak hangi şartlarda savcılıkça izin verilir yada hiç verilmez ancak deneme yanılma yoluyla  anlaşılabilir. Cezaevi savcısının uygulaması katı ise Mesai saatleri dışı veya hafta sonuca başka bir savcıdan talepte bulunulabilir.

Yazılı savunma verilmesi dezavantaj mıdır?

Mahkeme aşamasında duruşma harici veya duruşma sırasında yazılı savunma bizzat elden verilebilir. Herhangi bir üst yazıya gerek yoktur. İlgili mahkemeye hitaben yazılması yeterlidir.

Yazılı savunma duruşma sırasında okunup akabinde dosyaya konulmak üzere mahkemeye verilebilir.  Ancak her zaman için  sözlü savunma anahtar faktördür ve çok önemlidir.

Savunma, ileri sürülen suçlamalara cevap niteliğinde olmalıdır. ekleyecek şeyler varsa onlarla birlikte sözlü olarak iddianamede ileri sürülen her bir suçlama için savunma yapılmalıdır. Yukarıda belirtildiği şekilde sadece yazılı savunma verilebilir. Ancak bunun yanında sözlü olarak ileri sürülen ithamlara tek tek mantıklı ve ne kısa ne de uzun olacak şekilde çarpıcı sözlerle cevap vermek daha doğrusu savunmanızı yapmak çok önemli yazılı savunma verildiği takdirde sözlü olarak savunma yapmak istemiyorum yazılı savunma mı kabul ediyorum denildiğinde, ayrıca sözlü savunma yapmak zorunluluğu yok ancak bu tavsiye edilen bir davranış şekli değildir.

Maalesef hakimlerin çok büyük bir kısmı yazılı savunmayı okumaz iddianamede ileri sürülen hususları dikkate alarak kararlarını verirler Türkiye’deki durum bu, bu yüzden sözlü savunma çok büyük  önem taşıyor. Heyetin kendisini yerinize koymasını isteyip onlara eylemlerinizden bahsedip bu şekilde terör örgütü üyeliği olabilir mi şeklindeki sarsıcı sorularla varsa uykudaki vicdanları rahatsız edilebilir.