Terör Nedeniyle Aleyhinize Açılan Tazminat Davalarına Karşı Cevap Dilekçesi

1959

Örnektir okuyup dosyanızın özelliğine uygun kendinize uyarlayınız.


 Tazminat Dava ve Taleplerinde Cevap Dilekçesi

CEVAP DİLEKÇESİ

ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ HAKİMLİĞİNE

ANKARA

 

DOSYA NO                 :

DURUŞMA GÜNÜ       :

CEVAP VEREN DAVALI    :

DAVACI                            :

VEKİLİ                              :

DAVA                                :

D.KONUSU                        : Davaya karşı cevaplarımızın sunulmasıdır.

DAVA

15 Temmuz Darbe girişimine iştirak ettiğim ve devlet malına zarar verdiğim iddiasıyla, meydana gelen maddi zararı tazmin etmem için bana karşı dava açılmıştır. Aşağıdaki nedenlerle dava haksız ve yersizdir, reddi gerekir.

BORÇLAR HUKUKUNA GÖRE TAZMİNAT

Borçlar hukukuna göre tazminat, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) 49 ve devamına istinaden taleb edilebilir.

Buna göre davacının 1) haksız fiili, 2) zararı, 3) failin kusurunu ve 4) fiille zarar arasında uygun illiyet bağını ispatlaması gerekir.

Çoğu zaman haksız fiil aynı zamanda suç teşkil ettiğinden fail hakkında ceza soruşturması ve/veya kovuşturması da olmaktadır. Nitekim 15 Temmuz darbe girişimi ile ilgili Türkiye sathında on birlerce ceza davası görülmektedir. Bu durumda davada iddia edilen aynı fiilin ceza mahkemesinde de yargılaması söz konusudur. Ceza mahkemesi ile hukuk yargılaması yapan mahkemenizin, aynı olay hakkında çelişkili sonuçlara ulaşmaması için birinin diğerini beklemesi isabetli olacaktır. Uygulamada genellikle hukuk hakimleri ceza yargılamasının sonucunu beklemektedir.

Elbette ki bu şart değildir. Yani tazminat davasına bakan hukuk hâkimi, ceza yargılamasının sonucunu beklemeden de yargılamayı bitirip karar verebilir. Tabi bu durumda, yukarıda sayılan dört unsuru kendisinin belirlemesi gerekecektir.

Sonuçlanan ceza davaları bakımından da, TBK 74 gereği hukuk hâkimi, ceza hakiminin sadece ‘maddi vakıa tespiti’ ile bağlıdır. Yani fizik olayının nasıl meydana geldiğine dair ceza hakiminin tespiti hukuk hakimini bağlar. ‘Tespit’ kavramı kesinleşmiş ceza ilamını ifade eder. Çünkü ilam dışındakiler tartışmaya açıktır, sabitleşmiş tespit değildir.

Bu kapsamda:

  1. Mahkûmiyet ilamı, ancak fiili sanığın işlediğine dair kesin tespit içermesi halinde hukuk hakimini bağlar.

Bununla birlikte uygulamada ne yazık ki maddi gerçeğe uymayan veya insan haklarına, mevzuata aykırı mahkûmiyet kararlarıyla da karşılaşılabilmektedir. Bu kararlar kesinleşse bile, hukuk hâkimi için bağlayıcı değildir. Aksine hukuk hâkimi ‘mahkumiyete ilişkin kesinleşmiş ceza mahkemesi kararı olduğunu’ iddia etse de bu durum onu sorumluluktan kurtarmaz. Çünkü maddi gerçeğe veya insan haklarına aykırı ceza kararı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) hükümlerinin ihlalidir. Anayasa 90 gereği AİHS hükümleri ve bunların uygulamasına ilişkin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatları ile ülkemiz kanunları ve mevzuatının çatışması halinde AİHS hükümlerine ve AİHM içtihatlarına üstünlük tanımak gerekir.

2) ‘Fiilin sanık tarafından işlenmediği anlaşıldığından bereatine’ dair ilam da hukuk hakimini bağlar. Çünkü burada, davalı ile fiil arasında illiyet bağının olmadığına dair bir tespit vardır.

3) ‘Hükmün açıklanmasının geri bırakılması’ kararları ilam değildir. Sadece muhakeme ertelenmektedir. Dolayısıyla hukuk hâkimi bakımından bağlayıcı değildir. Burada ceza mahkemesi kararına dayanarak tazminata hükmedilemez.

Bu genel açıklamalar çerçevesinde somut olaya bakıldığında, davacı lehine tazminat şartlarının oluşmadığı görülmektedir. Çünkü davacı taraf benim zarara doğrudan sebep olduğumu, bir başka deyişle zarara benim fiilimin neden olduğunu ispatlamış değildir. Bunun yanı sıra davacı taraf benim kusurumu da ispatlamalıdır. Mesela komutanının görev emrini yerine getiren, tatbikat bahanesiyle kandırılan yahut ayaklanma bastırmak, terör olaylarını önlemek veya etkisiz hale getirmek maksadıyla göreve gönderilen kamu görevlilerinin, bu kapsamda icra ettikleri çalışmalarda ortaya çıkan zararlardan sorumlu tutulamazlar. Zira personel, kanunî görevini yaptığını sandığı için, eylem ve sonuca yönelik kastından, dolayısıyla kusurundan söz edilemeyecektir.

Bunun yanı sıra, zarar olarak talep edilen meblağ ve miktar, objektif kıstaslara göre belirlenmiş değildir, afakidir. Bu nedenle zararın miktarı bağımsız ve tarafsız bilirkişiler veya uzmanlara mahkemenizce hesaplattırılmalıdır.

Ayrıca yetki, görev, husumet gibi usul konuları ile zamanaşımı, faiz gibi esasa dair meseleler hakkında lehimize olan hükümlerin uygulanmasını; bu hususlarda davanın tamamen veya kısmen reddini gerektirecek sebeplerin nazara alınmasını ve buna göre davanın reddine karar verilmesini talep ediyoruz. Bu kapsamda zamanaşımı dolmuşsa zamanaşımı definde bulunuyoruz.

NETİCE-İ TALEP

Yukarıdaki nedenlerle;

1) Öncelikle usul hükümleri bakımından davanın resen incelenerek, ret sebepleri varsa esasa girilmeden davanın reddine karar karar verilmesi,

2) Yine hem usul hem de esas bakımından borçlar hukuku ve tazminat hukuku yönüyle mevzuatın gerektirdiği şartlar mahkemenizce araştırılarak, bu hususlarda noksanlık tespiti halinde yine davanın reddine karar verilmesi,

3) Ceza yargılamasının sonucunun beklenmesi,

4) Esasa ilişkin uyuşmazlığın muhakemesi gerekirse, yerinde olmayan davanın esastan reddine karar verilmesi,

5) Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesi,

Talep olunur.