Terör Örgütü Üyeliği ve Yöneticiliği

14761

 Silahlı terör örgütü üyeliği suçuna ilişkin hukuki açıklamalar

Suçun maddi unsurları

1- Fail: Silahlı örgüt kurma, yönetme ve örgüte üye olma suçları, herhangi bir kimse tarafından işlenebilir.

2- Devletin Güvenliğine ve Anayasal düzene karşı suçları işlemek AMACI ile kurulan Silahlı Bir Terör Örgütünün Bulunması Gerekir.

Bir yapının, Silahlı Terör Örgütü olarak kabul için aranılacak unsurlar şunlardır;

  1. Devletin Güvenliğine ve Anayasal düzene karşı suç işlenmesi “amacı” ile kurulan “bir örgüt” bulunmalıdır.
  2. Kurulan bu örgütün eylemlerinin; cebir ve şiddet kullanarak, baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerini içermesi gerekir. (3713 Sayılı yasanın 1. Maddesi )
  3. Eylemleri gerçekleştiren faillerin bu örgüte mensup olması gerekir. (Yargıtay 16. Ceza Dairesinin kamuoyunda Ergenekon ismi ile bilinen dava dosyasına ilişkin bozma kararında yer alan ifadesidir)
  4. Anayasal düzene aykırı suçların işlenmesi amacı etrafında, sürekli bir birliktelik olmalıdır.
  5. Organize Bir yapı bulunmalıdır.
  6. Üyeler arasında Hiyerarşik bir ilişki bulunmalıdır.
  7. Örgütün Silahlı Olması gerekir.

3- Failin yukarıda unsurları belirtilen Silahlı Terör Örgütüne, Silahlı Terör Örgütünün “Devletin Güvenliğine ve Anayasal düzenine karşı” suç işleme AMACINI bilerek ve isteyerek girmesi gerekir.

Silahlı örgüt Yöneticiliği ve Üyeliği suçu; silahlı bir örgütün kuruluş amaçlarını, faaliyet ve eylemlerini benimseyerek gönüllü olarak örgüt hiyerarşisine dâhil olmayı tercih etmek suretiyle işlenmektedir. Bu bakımdan eylemin iradi olması ve örgüte iştirak bilinç ve iradesiyle hareket edilmiş olması gerekir. Suç, örgüte üye olma fiilinin gerçekleştiği anda tamamlanmakla birlikte, üyelik süresince eylem temadi etmektedir. Bu nedenle örgüt üyeliği suçu mütemadi suç niteliğindedir. Örgüt üyeliği suçunda kesinti bakımından, “hukuki ve fiili” kesinti birlikte aranır.

4- Failin Silahlı Terör Örgütünün Amacını bilmesi yanında bu amaç için işlediği veya işlemeyi düşündüğü suçları da bilmesi ve bundan sonra terör örgütün yapısına dâhil olması gerekir.

5- Failin “sürekli birliktelik” iradesiyle Silahlı Terör Örgütünün “hiyerarşik yapısı içerisine” girmesi gerekir.

Örgüte üye olmak, örgütün amacını bilerek ve isteyerek ve sürekli birliktelik iradesiyle hiyerarşik yapısı içerisine girmek suretiyle olmaktadır. Bu iştirakin özgür iradeyle gerçekleşmiş bulunması zorunludur. Bir kişinin tek taraflı iradesiyle örgütün hiyerarşik yapısına dâhil olması olanaklı değildir. Suçun oluşabilmesi için, örgütün emir ve hiyerarşisine tabi olduğunun fail ve örgüt tarafından bilinmesi gerekir.

Silahlı Terör Örgütü Üyeliği Suçunun Belirlenmesi için Uygulanacak Kriterler;

Doktrin ve uygulamada bir şüpheli veya sanığın örgüt üyesi olup olmadığının belirlenmesinde bazı kriterlerden yararlanılabileceği belirtilmektedir.

  • Organik Bağ Kriteri

Örgüt üyesi olmak, örgütün hiyerarşik yapısına dâhil olmayı gerektirir. Örgüt hiyerarşisine katılmak, örgüt yapısıyla organik bağ kurulması anlamına gelmektedir. Bu organik bağın, kesintiye uğramaksızın devam ediyor olması gerekir. Örgüt üyesinin hiyerarşik ilişkiyi canlı tuttuğunu, devam ettirdiğini belirleyen organik bağın varlığı çeşitli yollarla kanıtlanabilir. Kanıt olarak belirlenen olgu ve emareler her bir örgüt yapısı bakımından farklılık arz edebilir.

  • Eylem ve faaliyetlerin sürekliliği, çeşitliliği ve yoğunluğu Kriteri

Silahlı Terör Örgütleriyle ilişki kuran ve örgüte yardım edenlerin örgütle organik bağları her zaman kanıtlarla ortaya konulamaz. Hatta silahlı örgüte yardım edenlerle üyelerinin hukuki durumları bu noktada karıştırılabilmektedir. Uygulama bu durumlarda failin tek tek ele alındığında örgüte yardım olarak görülebilecek eylem ve faaliyetlerini değerlendirmeye almakta, bunların gösterdiği yoğunluk, süreklilik ve çeşitlilikten hareketle örgütle organik nitelik gösteren bağın kurulmuş olup olmadığı saptanmaya çalışılmaktadır.

Örgütün yapısı içerisine iradi olarak girildiği takdirde herhangi bir eylemde bulunmasa dahi, fail silahlı örgüte üye olmaktan dolayı sorumlu tutulur. Diğer yandan, örgüt adına bir eylem yapmadığı takdirde üye olmanın kanıtlanmasında güçlük bulunmaktadır. Bu bakımdan, örgütle üyelik bağları içerisinde olduğuna ilişkin diğer emarelerin bulunması durumunda, failin örgüt adına eylem yapma veya eylemlere katılmasının, örgüt üyeliğini kanıtlayabileceği düşünülmelidir. Bu anlamda, örgüte üye kazandırmaya yönelik olarak faaliyetlerde bulunan bir kişinin, örgüt üyesi olduğunun düşünülmesi yanlış olmayacaktır. Benzeri bir şekilde, kimi eylemlerin örgüt üyeliğine işaret edebileceği söylenebilir.

Örneğin; esnafa kepenk kapattıran, örgütte kod adı alan, örgütün bildirilerini dağıtan, pankart asılması için talimat veren ve asan, kişilere siyasi ve ideolojik bilinç vererek kentsel eylemlere katılmalarını teşvik eden, korsan gösteride pankart taşıyan, molotof kokteyli atan, örgüte özgeçmiş raporu veren ve verilecek görevleri yapmaya hazır olduğunu bildiren kişinin eylemleri Doktrin ve Yargıtay uygulaması ile örgüt üyeliği kapsamında değerlendirilmiştir.

Buna karşın, örgüt üyeliği kanıtlanamayan failin örgüte yardım etmesi durumunda TCK’ nın 220/7. madde uyarınca örgüte yardım etme nedeniyle ve örgüt adına suç işleyen kişi de örgüte üye olmak suçundan dolayı cezalandırılması gerekir. Bu nedenle, salt örgüte bazı yardımlarda bulunma, örgüt üyesi olarak değerlendirilmemelidir.

Örgüte kazanılmaya çalışılan kişiler üzerinde örgütün eğitim ve bilinçlendirme çalışmaları yapması söz konusu olmaktadır. Salt bu çalışmalara iştirak edilmesi, örgüt üyeliği olarak kabul edilemez. Örgüt üyeliğinin varlığı için, failin belirsiz sayıdaki soyut suç tiplerini işlemek amacıyla kurulduğunu bildiği silahlı suç örgütüne organik bir bağlılık arzedecek biçimde katılmış olması gerekir. Örgütün yerel bir biriminin dahi bilgi ve isteği ile örgüt disiplini içerisine giren, kendisine kod adı verilen, gerektiğinde gelecekteki örgütsel faaliyet veya eylemlere katılma konusunda iradi bir kabulü bulunan kişinin örgüt üyesi olduğu anlaşılır. Buna karşın, örgütle belirtilen biçimde bağ kurmayan, salt bazı (eğitim, propaganda gibi) örgütsel faaliyetlere ilgi duyan veya iştirak eden kişilerin eylemleri, örgüte yardım veya örgüt adına suç işleme olarak değerlendirilebilir ise de ‘üye’ olarak kabul edilemez.

Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun bir kararında; “Failin salt silahlı örgüte ilgi duyması, örgüte katılmak için zemin arayışına girmesi, bu amaçla kendisini örgüte ulaştırabilecek kişilerle temasa geçmeye çalışması ve örgüt mensuplarıyla görüşüp buluşmadan salt örgüte katılmak amacıyla başka bir bölgeye yolculuk yapması eylemlerinin silahlı örgüt üyeliği suçunun oluşumu için yeterli olmadığı” ifade edilmiştir. Yine, diğer bir kararda, örgüte katılmak amacıyla kırsal alana ulaşmak için Tokat’a gittiği sırada yakalanan sanığın her an vazgeçebileceği, üye olduğunun kabul edilebilmesi için başka bir hareketinin bulunmaması nedeniyle suçun oluşmadığı belirtilmiştir.

Silahlı örgüte üye olduğu kabul edilen kişinin, soyut suçların işlenmesi amacıyla ve örgütle sürekli bir birliktelik iradesiyle iştirak etmesi gerekir. Bu nedenle, aslında örgüt üyesi olmadığı halde somut bazı örgütsel (eğitim gibi) faaliyetlere katılan kimseler örgüt üyesi olarak değerlendirilmemelidir. Bu tür olaylarda koşulları varsa failin örgüte yardım suçunu işlediği düşünülebilir.

Silahlı Örgüt Yöneticiliği ve Üyeliği Suçlarının Manevi Unsuru

Silahlı Terör Örgütünün belli amaçlarını “silahlı olarak” gerçekleştirme gayesini (özel kastı) bilerek ve isteyerek örgüte girme iradesi suçun manevi unsurudur.

Silahlı örgüt suçu, belirli suçları işlemek amacıyla sürekli birlikteliği gerektirdiğinden, “amaçlı” bir suç olarak düzenlenmiştir. Bu bakımdan yalnızca TCK 302-315. Maddelerdeki suçları veya onlardan en az birini işlemek üzere örgütün kurulması, yönetilmesi veya bu şekilde kurulmuş bir örgüte aynı amaçla üye olunması bilinç ve iradesiyle işlenebilir. Dolayısıyla kurma, yönetme veya üye olma suçlarının yalnızca doğrudan kasıtla işlenmesi söz konusudur. Olası kasıtla işlenemez.

Örgüt üyeliği suçunun oluşması bakımından failin “örgütün yapısını” ve “amaçlarını” bilerek ve isteyerek hareket etmesi gerekir. Baskı veya hile ile örgüte kazandırılan kişilerin zorunlu olarak bir süre örgüt içerisinde kalmış olmalarının bu suçu oluşturmayacağı kabul edilmektedir. Ancak, baskı ve hile ile örgüte katılmış olsalar dahi, ayrılma ve kaçma imkânları varken uzun süre örgütte kalmış kişilerin sonradan iradi olarak örgüte katılmış olabilecekleri dikkate alınmalıdır.

Yargıtay, yaşı küçük olan failin silahlı çeteye katılmak için gidip 6 gün gibi kısa bir sürede herhangi bir örgütsel faaliyete iştirak etmeden kendi isteğiyle örgütten kaçtığı durumda müsnet üyelik suçunun unsurları itibariyle oluşmayacağına karar vermiştir. Yine diğer bir olayda yaşının küçüklüğü sebebiyle kandırılarak örgüte götürülen ve eylemlere katıldığı belirlenemeyen failin fırsatını bulup örgütten kaçarak teslim olması nedeniyle üyelik suçunun manevi unsurunun oluşmayacağı kabul edilmiştir.

Üyelik suçunun manevi unsurunu, örgütün belli amaçlarını gerçekleştirme gayesini (özel kastı) bilerek ve isteyerek örgüte girme iradesi oluşturduğuna göre; failin konumunun örgüt üyesi sayılmasını gerektirecek boyuta ulaşıp ulaşmadığı hususunun, örgütün amacını benimsemesinden ibaret bu özel kastını dışa yansıtan – açığa vuran hareketlerinin, fiilin gerçekleştiği yer ve zaman, şartlar (somut olay) göz önünde bulundurulmak, Yargıtay’ın da birçok kararında işaret ettiği gibi gerçekleştirilmek istenen amaç suç (tehlike suçu) ve tüm koşullar nazara alınmak ve fail tarafından gelinen – içinde bulunulan aşamaya göre belirlenmesi, herhangi bir duraksamaya yer vermeyecek şekilde saptanması gerekir. [1]

“Bu suçun manevi unsurunu, örgütün belli amaçlarını silahlı olarak gerçekleştirme gayesini (özel kastı) bilerek ve isteyerek örgüte girme iradesi oluşturduğuna göre herhangi bir duraksamaya yer vermeyecek şekilde failin bu özel kastının dosyadaki kanıtlarla hukuken belirlenmesi gerekir. Failin örgüt gayesini benimsemiş olup olmadığı, onun iç dünyası ile ilgili olduğundan bu durumun kanıtlanması, ancak iradenin bir dışa yansıması olan hareketleri ve bunu bilen bir tanık anlatımı veya aynı kanaati verebilecek kanıtlarla anlaşılabilir. Bu özel kastın dosyadaki kanıtlarla hukuken belirgin olması gerekir. Sanığın örgütün gayesini benimsediğini açığa çıkaracak nitelikteki hareketlerinin saptanması gerekir. Örgütü yönetmek ve kurmak bakımından özel kast; belirli amaçları gerçekleştirmek için silahlı çete kurmak ve bu örgütü yönetmek iradesidir.

Bu itibarla failin sadece örgütün benimsediği siyasal ideolojiye ve görüşe sahip olması, yakınlık duyması, yani örgütün sempatizanı olması, soyut olarak örgüte veya ideolojisine ait eserleri okuması, bulundurması ile sınırlı eylemleri onun silahlı örgütün sair efradı sayılması kabulüne elverişli değildir.” [2]

Kanun, silahlı örgüte üye olmayı ayrıca cezalandırmaktadır. Kast, failin, silahlı bir örgüte üye olduğunu bilmesi ve istemesidir. Bu konuda esaslı hata, fiili hata olur ve kastı kaldırır. Suçun taksirli biçimi yoktur.[3]

Yargıtay 16. Ceza Dairesi kamuoyunda Ergenekon ismi ile bilenen davada, 21.04.2016 tarihli bozma ilamında “Örgüt ve Silahlı Terör Örgütü” konusu başlığı altında aşağıdaki hususlara yer verilmiştir;

“Örgüt, soyut bir birleşmeden ziyade bünyesinde organik ve hiyerarşik yapı ve dolayısıyla alt üst ilişkisi, emir komuta zincirinin hâkim olduğu bir yapılanma olup, bu ilişki nedeniyle mensupları üzerinde hakimiyet kuran güç kaynağı niteliğini kazanmaktadır. Altlık üstlük ilişkisi, emir ve talimat yetkisini içerir basit de olsa hiyerarşinin mevcudiyeti ve belirsiz sayıda suçlar işlemek için bir araya gelmenin devamlılığını gösteren dış emarelerin varlığı ve amaçlanan suçlar için örgütsel yapı, üye, araç gereç bakımından elverişli olması gereklidir. Örgütün amaçlarına ulaşmak bakımından bu niteliklere sahip olup olmadığı somut olaya göre belirlenmelidir.

Mevzuatımızda örgüt suçları 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 7. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nın 220, 314 ve 78. maddelerinde düzenlenmiştir. TCK 220. Maddesi Örgüt suçları ile ilgili en temel düzenlemedir. Korunan hukuki değer, kamu güvenliği ve barışı olup bu suçun oluşabilmesi için süreklilik arz eden bir birleşmenin bulunması zorunludur. Çok failli suçlardan olup kurucu ve yöneticiler dahil en az üç kişinin iradelerinin bu yönde birleşmiş olmaları ve bu birleşmenin iştirak iradesini aşar nitelikte olması gereklidir. Bunun için somut olayda örgütün devamlılığı ve belirlenmemiş sayıda suç işlemek amacı etrafında bir araya gelindiğinin kanıtlaması gerekmektedir. Örgütlenmede örgütsel ilişki ve süreklilik olduğu gibi işlenmesi tasarlanan ve işlenen eylemle örgüt arasında bir bağlantının varlığının da araması gerekir. Somut tehlike suçu   olsa bile suçun oluşumu için elverişlilik unsuru aranır. Kesintisiz bir suç olup, birleşmenin belirsiz bir süre devamı gereklidir.

Suç işlemek amacıyla örgüt   kurma  suçu tamamlayıcı bir suçtur. Bu nedenle bazı suçları işlemek için örgüt kurmanın başka ceza normları tarafından ayrıca özel olarak düzenlenmesi durumunda, ilgili suç tipinde öngörülen hükümlerin uygulanması gerekir. Buna göre soykırım ve insanlığa karşı suç için kurulmuş örgütleri kuran, yöneten ve üye olanlar TCK’nın 78. maddesi, Anayasal düzen ve bu düzenin işleyişine karşı suçları işlemek amacıyla terör örgütü kuranlar yöneten ve üye olanlar 3713 sayılı Kanun’un 7. maddesi ve bu amaca matuf silahlı terör örgütlerini kuran, yöneten ve üye olanlar hakkında ise TCK’nın 314. maddesi uygulanacaktır.

TERÖR SUÇLARl; TERÖR VE SİLAHLI TERÖR ÖRGÜTÜ KURMA, YÖNETME, ÜYE OLMA SUÇLARI:

a- Terörün tanımı ve terör suçları:

Türk Ceza Hukuku bakımından terörün tanımı ve hangi suçların terör suçu sayılacağı 3713 sayılı Kanun’da gösterilmiştir. Kanun’un 1. maddesinde gösterilen terör tanımına göre bir eylemin terör eylemi sayılabilmesi için; Eylem, cebir ve şiddet kullanarak; baskı, korkutma, yıldırma, sindirme veya tehdit yöntemlerini içermelidir.

Eylemle, Anayasada belirtilen, Cumhuriyetin niteliklerini, siyasî, hukukî, sosyal, laik ve ekonomik düzenini değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türk Devletinin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek, temel hak ve hürriyetleri yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini veya genel sağlığı bozmak amaçlanmalıdır. Eylemi gerçekleştiren failler bir örgüte mensup olmalıdır.

Bu genel terör tanımı dışında, 3713 sayılı Kanun’un 3. maddesinde doğrudan terör suçları ve 4. maddesinde de işlenme bağlamına göre dolaylı terör suçları gösterilmiştir.

b- Terör Örgütü Kurma Yönetme ve Üye Olma Suçları: aa-TCK’nın 314. maddesi bakımından, bir oluşumun, bir yapılanmanın silahlı terör örgütü sayılabilmesi için, suç işlemek için örgüt kurma suçunda örgütün varlığı için gerekli koşullar yanında, Türk Ceza Kanunu’nun ikinci kitap, dördüncü kısım, dördüncü ve beşinci bölümlerde yer alan suçları “amaç suç” olarak işlemek üzere kurulmuş ve amaca matuf bir eylem gerçekleştirmeye yeterli derecede silahlı olmalıdır. TCK’nın 220 maddesinden ayıran en önemli ölçüt budur. Burada sayılan suçlar dışında kalan amaç suçları işlemek amacıyla kurulan silahlı örgütler de TCK’nın 220. maddesi kapsamında kabul edilmiştir. bb-3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 7. maddesi ile silahlı olmayan terör örgütlerini kurma, yönetme ve üye olma suçları düzenlenmektedir.

Terörle Mücadele Kanunu ve Türk Ceza Kanunu kapsamında, bir oluşumun, örgüt niteliğinde bulunup bulunmadığı ve niteliğinin belirlenmesi hususunda özel bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Yargılama safahatında, dava ya da soruşturmaya konu oluşumun nerede, ne zaman, kimler tarafından, ne amaçla kurulduğu; ülke genelinde amaca elverişli eylem ve faaliyetlerine ilişkin bilgiler ilgili Devlet kurumlarından dosyaya getirtilmek suretiyle       dosyada mevcut olay ve deliller doğrultusunda yargılama makamlarınca belirlenmekte ve yargı kararının kesinleşmesi ile oluşumun suç, terör ya da silahlı terör örgütü niteliğinde bulunup bulunmadığı kesin olarak tespit edilmektedir.” Genel olarak belirtilmiştir.

Yargıtay 16 Ceza Dairesinin iddia olunan Ergenekon Silahlı Terör Örgütüne ilişkin somut olay bağlamında yaptığı değerlendirmede aşağıdaki hususlar Bozma nedeni yapılmıştır;

“Örgütün nerede, ne zaman, kim ya da kimler tarafından ne amaçla kurulduğunun somut olarak ortaya konulması gerektiği”,

“Örgüt faaliyeti kapsamında daha önce işlenmiş suçların ortaya konulması gerektiği”,

“Sanıkların örgütle nerede ne zaman kimler vasıtasıyla organik ilişki kurduklarının açıklanması gerektiği”,

“Sanıklar hakkında örgüt dokümanlarında yazılı soyut cümlelere atıf yapılarak örgütle bağlantılarının kurulmaması, bu konuda somut delillerin ortaya konulmasının gerektiği”,

“Sanıkların örgüt hiyerarşisinde konumlarının somut olarak ortaya konulması gerektiği gibi, kabul edilen şekliyle departman/hücreler arasındaki köprü elemanları ve irtibatın ne suretle sağlandığının da ortaya konulmasının gerektiği”,

“Örgüt hiyerarşisinin ve köprü elemanların ortaya konulmamasının henüz örgüt hiyerarşisinde yer alan kişiler ile köprü elemanlarının belirlenememiş olması gerekçesi ile açıklanamayacağı”,

“Mahkemece kabul edilen şekli ile hiyerarşisi ortaya konulamayan örgütün, sevk ve idaresinin mümkün bulunmadığı gibi kendisini de gizlemesinin mümkün bulunmadığı”,

“Türk Silahlı Kuvvetleri içinde kurulu olmakla birlikte sivil yapılanmaya da sahip olduğu ve 1971 yılında da var olduğu kabul edilen örgütten, Milli İstihbarat Teşkilatı, Genelkurmay Başkanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü ile Türk Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök’ün dahi örgütün varlığından haberdar olmamasının olağan kabul edilemeyeceği”,

“Örgütün diğer terör örgütlerini yönetip yönlendirdiğine dair delil bulunmadığı”,

“Örgütün varlığına esas alınan bazı delillerin hukuka aykırı delil niteliği taşıdığı”,

“Sanıkların dosya kapsamındaki atılı suçlara ilişkin somut delillere dayalı eylem ve faaliyetleri ile bu eylem ve faaliyetlerindeki irtibatın ortaya konulmasının gerektiği”,

“Varsa iştirak iradesini aşan hiyerarşik bir yapılanmanın bulunup bulunmadığı ile bu yapıdaki konumları, bir ya da birden fazla oluşum ya da örgüt niteliğinde olup olmadığının belirlenmesi gerektiği”,

“Dosya kapsamındaki delil ve eylemlerle ilişkilendirilerek, varsa örgüt ya da örgütlerin niteliklerinin belirlenmesinin gerektiği”,

“Sanıkların eylem ve faaliyetleri ile örgütteki hiyerarşik ilişkileri somut delillerle ortaya konulup, hukuki durumlarının buna göre tayin ve takdiri gerektiği” belirtilerek bu hususların gözetilmemesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.


Hâkim ve Cumhuriyet savcılarına isnat edilen “silahlı terör örgütü üyeliği ve yöneticiliği suçunun” iddianame kapsamında yasal unsurları açısından açıklamalar. (Bu savunma maddesi sadece hâkim ve Cumhuriyet savcıları için uygundur.)

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 00.00.2017 tarihli, 2017/…. Sayılı iddianamesinde “Silahlı Terör Örgütü Üyeliği” suçuna ilişkin olarak “kanıt” olarak şu husus ileri sürülmüştür;

1- “Silahlı FETÖ/PDY terör örgütünün 2014 HSYK seçimleri öncesi oluşturduğu gizli haberleşme ağıyla kendi mensubu olan hâkim ve Cumhuriyet savcılarını tespit ederek, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyeliğine aday olan sözde bağımsız adaylarının alacağı muhtemel oyları hesaplamak ve çoğunluğu kendi mensuplarından olan adayların seçimde oy kullanmasını sağlamak amacıyla verdiği talimat doğrultusunda, üzerine abone kaydı bulunan …. Numaralı hattının bulunduğu ….. imei numaralı telefon cihazı ile 00.00.2014 tarihinden itibaren silahlı FETÖ/PDY terör örgütünün örgüt içi iletişimde kullandığı ByLock programını kullanmaya başladığı tespit olunduğu..” belirtilerek BYLOCK programı kullanıcısı olduğum ileri sürülmüştür.

2- Aleyhimde Tanık, gizli tanık ve bir kısım şüpheli beyanlarının bulunduğu belirtilmiştir.

3- HSYK seçim çalışmalarında bağımsız adaylar lehine çalışma yürüttüğüm ileri sürülmüştür.

4- Bir kısım soruşturma ve kovuşturmalarda hukuka aykırılıklar bulunduğunun ileri sürülmesi aleyhime kanıt olarak ileri sürülmüştür.

5- Çocuklarımı iddia olunan FETÖ yapılanmasına ait Eğitim Kurumlarına gönderdiğim ileri sürülmüştür.

6- İddia olunan FETÖ yapılanmasına ait olduğu ileri sürülen BANK ASYA’ YA PARA YATIRDIĞIM ileri sürülmüştür.

7- YARSAV’ a üye olduğum ileri sürülmüştür.

Hakkımda isnad edilen Silahlı Terör Örgütü Üyeliği suçunun kanıtı olarak ileri sürülen hususlar maddeler halinde aşağıda ayrıntılı olarak açıklanacaktır.


İsnat edilen “silahlı terör örgütü üyeliği ve yöneticiliği suçunun” iddianame kapsamında yasal unsurları açısından açıklamalar.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 00.00.2017 tarihli, 2017/…. Sayılı iddianamesinde “Silahlı Terör Örgütü Üyeliği” suçuna ilişkin olarak “kanıt” olarak şu husus ileri sürülmüştür;

1- Bylock indirdiğim ve/veya kullandığım ileri sürülmüştür.

2- Aleyhimde Tanık, gizli tanık ve bir kısım şüpheli beyanlarının bulunduğu belirtilmiştir.

3- Çocuklarımı iddia olunan FETÖ yapılanmasına ait eğitim kurumlarına gönderdiğim ileri sürülmüştür.

4- İddia olunan FETÖ yapılanmasına ait olduğu ileri sürülen BANK ASYA’ YA PARA YATIRDIĞIM ileri sürülmüştür.

5- YARSAV’ a üye olduğum ileri sürülmüştür.

Hakkımda isnat edilen Silahlı Terör Örgütü Üyeliği suçunun kanıtı olarak ileri sürülen hususlar maddeler halinde aşağıda ayrıntılı olarak açıklanacaktır. (Sizlerden gelecek soru ve isim kısmı karartılmış iddianame örnekleri ile yukarıda sayılanların dışında hakkınızda ileri sürülen suçlamalara hukuki savunmalar oluşturulacaktır.)

[1] Osman YAŞAR, Hasan Tahsin GÖKCAN, Mustafa ARTUÇ, Yorumlu-Uygulamalı TÜRK CEZA KANUNU, 2010 baskı, 6. CİLT, S.8524 vd.

[2] Vahit BALTACI, Terör Suçları ve Yargılaması Kitabı, TCK 314 Md Açıklamaları

[3] Prof. Zeki HAFIZOĞULLARI, TCK’ da Örgütlü Suçluluk Makalesi- http://www.zekihafizogullari.com/Makaleler/orgutlu%20sucluluk.doc